tabilanmanyakmisin

birinci nesil yazar



son 20 entry

  • Bütün sözlüğün canı cehenneme, sadece bir tanesini merak ediyorum, ne yaptığını ne düşündüğünü, kimi düşündüğünü.

  • Yaşadığı şehir de üniversite okumayı tercih ederdim.

  • Her şeyi yapabilmişsinizdir ya da artık hiçbir şey yapma ideali taşımıyorsunuzdur.
    özlenenler vardır kavuşulamayacak, sizi sevenler vardır yüzüstü bırakılamayacak, ya da sizin sevdikleriniz vardır, sırtınızı dönmeye cesaret edemediğiniz...

    hayatınız sınırları belli ancak tutsaklığı göz önüne sermeyen bir kafes içindedir artık.
    bedeniniz bilir bu kafesten kurtulamayacağını, ama ruhunuz vazgeçmez faydasız arayışlardan ve yorar sizi yıpratır farkına varmadan...

    bazen sırf bir cevizi kırabilme ulviyetine erişebilmek için karga olup çıkmak ister ruh, o kafesin içinden
    bazen de aslandan kaçan bir ceylanın korkusunu göze alır.
    ama hep bir umudu vardır cebin de aslandan kaçarkende, cevizi kırarkende ve hatta kafese dönerkende

    4
  • Aslında sadece dinleme değil, söyleme isteği de uyandırıyor.
    ne zaman yağmur yağdığını görsem beynim programlanmış gibi başlıyorum söylemeye

    Ah bu ben kendimi...

    1
  • yazmak, konuşmak, dinlemek, anlaşılmak
    ve bu dört kavramın ortak paydası iletişim...

    insanlar modernleşen dünyanın teknolojisine ve temposuna uyum sağlasada, kendisini ve içinde yaşattığı tatmin olma ve tatmin etme isteğini bir nevi içsel mutluluğu ve huzuru sağlıklı bir iletişim kurabileceği bir muhattap bulamadığı sürece sağlıyamıyor.

    teknolojinin ve bununla eş zamanlı olarak gelişen ve değişen insanların beklentilerinin toplumu" ben merkezli" bir yapıya dönüştürmesi insanların karşısında bulduğu ve iletişim kurmak zorunda olduğu diğer insanlara karşı daha sabırsız ve tahammülsüz davranması sonucunu ortaya çıkartmış olmalı ki insanlar kendilerini anlayacak en azından dinleyecek bir muhattap bulma çabası ile önce forumları daha sonra sözlükleri yaratıyor.

    bu görüşü destekleyecek bir örneğe ihtiyaç duyarsak şayet örneği yine sözlüklerden verebiliriz.
    henüz sözlükte yeni bir yazar olsam da diğer sözlükler de gördüğüme benzer bir tablo ile karşı karşıyayız diyebilirim.
    yazarlar için başlıklar maalesef ikinci plan da kalıyor.
    girdi yazmaktan yada başlık açmaktan ziyade yazarlar ya girdi altına yorum ile ya da site içi kişisel mesajlar ile direk iletişim yolunu seçmekteler ve karşılarında muhattap olarak buldukları yazarın yaşı medeni durumu yada herhangi bir faktör ile ilk etapta en azından ilgilenmiyor. aradıkları sadece bir muhattap. bu örnekten yola çıktığımızda yine yazarların iletişim açlığı bence alenen ortaya çıkmış oluyor

  • bazen daha fazla hissedersin yalnızlığı, hava soğukken mesela. ya da kalabalığın ortasında sessizce etrafina bakarken bir baska acı duyarsin, iliklerine işler yalnizlik. gozun kayar sagda solda kosusturan insanlara, sonra köşede ki çicekci gozune carpar aniden ve bir adam goruverirsin, soğuğa aldirmadan titreye titreye aldiği cicegin parasini uzatan... boşa be oglum dersin kendi kendine, bi anlami yok hic birseyin, yok iste, biraz once yanindan gecerken seni kesen kız gelir aklina, hani kafayi kaldirip kesmeye bile usendigin şu tatli kiz. anlamadi seni o da bilirsin bunu, belki sabahlara kadar aynalara bakinacak vucuduyla kavga edecek haybeden, ya da sana vuracak luzumsuz sebeplerle, derin manalar yukleyecek bir harekete yada hareketsizlige. bileceksin aklinda ki yalnizligi, bileceksin de cesaret edemeyeceksin kendine itiraf etmeye.
    bedenler olacak yaninda karsi cinsten, sevecekler seni dokunmak icin can atacaklar, oksamak isteyeceksin sende bazen delice, sonra yine bir isteksizlik gark edecek, nedense, butun kadinlar aynidir üç dakikadan sonra diye dusuneceksin, sonra utanacaksin bu dusuncenden, seni bu umutsuzluk isteksizlik cukuruna dusurenin bir kadin oldugu gelecek aklina gulumseyeceksin. yoksa diyeceksin biz butun erkeklermi ayniyiz uc dakika icin. bir kiz daha gececek yanindan hatta duracak yaninda saati soracak, 11 diyeceksin sadece, hadi git yoluna dermiscesine...
    bi titreme alacak vucudunu diye hayal etmeye başlayacaksın, aniden usudugunu fark edeceksin bilincini toplayamiyor gibisin, ne bu melankoli boyle, noluyor bana diyeceksin ama etrafinda kimseyi bulamayacaksin, duygularin karmasiklasacak icice girecek, en nefret ettigin adamlar bile senin icin uzulmeliymis hissine kapilacaksin. sana birsey olmali diye dusuneceksin, sevdiklerin toplanmali basucunda, feragat etmeli vucudun guclu durmaktan, nietzsche gelecek aklına, insan gerçekten trajediyi çağırabilir mi diye düşüneceksin, basin donecek, yere yigilirken farkedeceksin agladigini, parmaklarin yerdeki mazgaldan aşagi dogru sarkmis vaziyette bulacaksın kendini en son, igrenc diyeceksin dudaklarin kimildar gibi olacak hafifce, bilincin kapanacak, gözlerin yok olacak

    1
  • Şuursuzca bir enerji dolaşıyor vücudumda, sanki bir yerlerde beni ona doğru çeken bir mıknatıs varmış hissine kapılıyorum, öpmek istiyorum aniden, bütün ahlak, etik, kültür safsatalarını yoksayarak...

    içimden geldiği gibi davranmak istiyorum, gülüşünde erimek, sesinde büyülenmek, bakışlarından cesaret almak istiyorum. vazgeçmek istiyorum herşeyden, yoldan geçen bir köpeğe özeniyorum, helal olsun ulan diyorum kopeciğe bak nasılda gidiyor dişisinin peşinden, kimin ne söylediğini zerre umursamadan, şu köpek kadar olamayız mı biz diyorum kendi kendime, sadece severken mi erkeğin köpekliği, bazen yaşarken yapmakta gerekmiyormu diye soruyorum, işte saçmalıyorum bir şarkı geliyor sonra aklıma

    ben seni severken çocuk gibiyim
    ben seni özlerken çocuk gibiyim

    ...

    4
  • insanları fiziksel bir takım özelliklerine göre yadırgamak veya değerlendirmek kimsenin işi değil elbette, kaldı ki bu doğru da değil.
    o açıdan bakacak olursak tabi ki bütün genellemeler gibi bu da yanlış bir genelleme ve hatta önyargı diyebiliriz ama insanların karşılıklı iletişimlerinde kurulan ilişki esnasında edinilen bir intiba var. iste bu ilk intibalar bazen çok yanıltıcı olabildiği gibi bazense yanıltıcı olup olmadığına bakılmaksızın insanın karakteri haline dönüşebiliyor.

    insanlar hakkında dış görünüş ve fiziksel özelliklerinden konuşmasına kadar her detaya azami dikkat eden bir insan olarak maalesef benim renkli gözlü insanlara karşı bir antipatim var. bana göre bir insanın gözü siyah ya da kahverengi olmalı.
    her ne kadar yeşil, mavi veya ela göz görsel anlamda daha şık bir imaj yaratsa da, bende sinsi, fırsat düşkünü kurnaz bir intiba oluşturuyor.

    kısacası bana göre insan gerçek gerçek simsiyah bakmalı, renkli göz yalan kokuyor...

  • Yeter ki gerçekten sevin, değil bekaret sizi s.kseler vazgecemezsiniz.

    2
  • Ankara sogugudur uc gun bulundum ankara da dondugumde artik usume duygumu yitirmistim.

  • Bir deli fırtına kopuyor içimde, ben ona resmen aşığım

    (bkz: milyonkez)

  • Nazım hikmet vatan hainliğine devam ediyor hala,

  • " akşamlar böyle biter
    hep böyle dertli biter
    evli evine gider
    kuşlar yuvaya döner

    bir de sen gitme
    bir de sen gitme içimden,
    yaralıyım ben

    2
  • Komünizm doğru uygulanabilir hale getirilir ve sistem ona göre dizayn edilirse, gece 3'te doğan çocugun sütü, 5'te kapısında olur.

    Bugün son sürat tek dünya devleti sistemine, kapitalizme koşar adımlarla giden dünyada, komünizmi canlandırmak ya da buna inanmak maalesef bir ütopyadan başka bir şey değil.

  • iki kişi birbirini gerçekten seviyorsa, yaş denilen şey sadece lanet olası bir rakamdır.

  • Ama beni boğuyorsun demişti,
    iki yıl sonra hala seviyormusun beni gibi lakayt mesajindan sonra hiç cevap vermemiştim o an düşmüştü artık gözümden iki yıllık özlem orada sona ermişti, kendimi hayatımda hiç olmadığım kadar güçlü hissetmiştim, sonrası zaman işte.

    1

... tümü ...

bizi takip edin