son kötü oylanan 20 entry


... tümü ...
  • bunu bu sözlükte kaç kişi bilir merak ediyorum. cesareti olan google da arama yapsın ve videoyu izlesin.

    1
  • samsun da ne meşhur harbiden bir türlü kestiremedim. döner desen değil, pide desen bafranın, karı kız desen izmir o konuda yükselişte. bilemedim. ama şehrin özellikle ara sokaklarında buram buram orospu kokusu var.

  • yaklaşık iki haftadır yapmadığım eylem. insan bu tür eylemleri sadece sevdiği ya da aşık olduğu insan ile yapmalı derken başkaları götüm ile gülerken ancak durumu anlayabiliyorum. fatih neredesin? mihlugat <3

  • bir rivayete göre fatihin topları altından olup, o topları aynı anda yutmayı başaran kişi ölümsüzlüğü bulacaktır. hadi gençler denemesi belej

    1
  • valla son zamanlarda oldukça nadir rastlanabilecek bir durumdur. yapan var mıdır bilmem ama benim kız arkadaşım benim için washingtondan gelmişti.

  • kendisinin türkiye tarihinde ki en başarılı teknik direktör olması, beceriksiz bir teknik direktör ve egoist bir direktör olduğunu değiştirmeye maalesef yetmiyor. kendisinin başarıları hakkında geçmiş zamanlarda (bkz: aziz yıldırım) yorumda bulunmuş, fakat söylediği sözlerden çok daha büyük tepkiler almıştır. bana göre aziz yıldırım, fatih terim, (bkz: recep tayyip erdoğan) ve (bkz: ilhan cavcav) ülkeden ve futboldan ihraç edilirse bu ülkemiz adına daha sağlıklı bir durum haline gelecektir.

    kendisi euro 2016'da rezilllik üzerine rezillik yapmış, kazandığı paranın hakkını bırakın faizini hak etmemiştir. kendisinin mafya olarak işlettiği milli takım, dost ilişkileri ile çağırdığı futbolcular yüzünden bugün rezillik yaşamaktadır. bugün bir emre mor diyebiliyorsak sebebi fatih terim gibi lanse edilmiş ancak bu büyük bir yanlıştır!

    istifa et lan artık.

    1
  • şahsımın yapacağı gezintileri ve seyahati konu alan blog sayfası. daha önce açtığım (bkz: türkiye turu) (bkz: kamp yaparken dikkat edilmesi ve unutulmaması gerekenler) başlığında belirttiğim gibi detaylı şekilde seyahatimi ve yolculuğumu anlatacağım. siz dostlarımın da beğenilerini ve yorumlarını beklemekteyim.
    Merhaba ben anil
    link

    --- spoiler ---

    Seyahat Başlasın!

    21.06.2016 04:36
    Yaklaşık on dört saat sonrasında, beklediğim misafirin Samsun'a inmiş olmasını umut ediyorum. Hazırlıklarımı neredeyse tamamlamış, güzergahı belirlemiş, sadece huzur içerisinde dinlenerek onu hava alanında karşılamaya gitmem gerekirdi. Ancak şu an dinlemek, çalışmak ya da gezi hakkında araştırma ve geliştirme yapmak dışında bulabildiğim bütün erteleme ve bahanelere sığınmış durumdayım. Evet yatakta değilim, evet uyumam gerekiyor, evet elimde çay fincanı var, evet şu an hem kendim ve sizin ile baş başayım. Ekstradan sorma gafletine düşerseniz uyanık olma sebebimi, güneşin doğumundan daha iyi bir bahane ile karşınıza çıkamam. Peki cevabı bu mu? Hayır tabi ki, her gece olduğu gibi bu gece de uyanık kalmak için bir nedenim yok, Sigur Rós'un şarkılarının bana eşlik etmesi dışında. Hazır güneşin doğuşu bu kadar bahsimizi doldurmuşken, Samsun Bahçelievler de olan aile evinin balkonundan yansıyan manzara da buraya yansımayı hak etti. Ufaktan güneş suretini gökyüzüne yansıtmaya başladı çünkü. Karanlık kaybolurken loş bir mavi ve güneşin doğuşunu müjdeleyen turuncu tonların dansı rüzgarın altında beğenime sunuldu. Böylece karşımda olan Orta Karadeniz dağları kendini göstermeyi başardı.

    içeride uyuyan aile bireylerinin ışıktan ve sesten rahatsız olması yüzünden, balkonda kelimelerimi sert bir rüzgar altında karalıyorum. Misafirim'in ise ailemin aksine uyurken böyle huyları yok. Ama resmi şekilde misafir dememden bu yazıyı okumaya başladıktan sonra rahatsız olacaktır, o yüzden düzelterek adı ve sanından biraz söz etmem doğru olur: Gelecek misafirim, bak yine yaptım... Haklısınız tekrar tekrar misafir olarak nitelendiriyorum, hem gelecek kişi şu an birlikte olduğum kişiyken yaptığım fazlası ile acımasızlık. Kelsey... Kelsey geçen yaz okulunun Türkçe dil eğitimi için yönlendirmesi ile Amerika'dan istanbul'a gelen bir değişim öğrencisiydi. Eğitimini Boğaziçi Üniversitesinde alacak, istanbul ve Türkiye'nin güzel yanlarını gezecek, görecek, bol bol fotoğraf çekecek ve dönecekti. ilk bir kaç hafta işler istediği gibi gitti, doya doya istanbul'u tavaf etti, ancak Galata Kulesi etrafında yolunu kaybetmesi ile biraz işleri ve hayatı değişime uğradı. O gün orada kaybolması hem onun hayatını hem de benim hayatımı değiştirdi. Ama ne ben oradaydım ne de o zaman içinde bu değişikliğin farkındaydım. Galata Kulesi'nden aşağıya inerken yön duygusunun azizliğine uğradı bir an için; Taksim istikametini kaçırdı ve Karaköy'e doğru kendini inerken buldu. Karaköy'ün ara sokaklarından birinde olan Arada Cafe ye giderek yaz sıcağı ile kavrulan bir istanbul gününde kendine salep sipariş etti. işletme sahibi Didem, şaşırarak gülümsedi. Yazın bunun içilmesinin çok mantıklı olmadığını açıklamak istedi, fakat müşteri her zaman haklıydı ve istediğini aldı. Didem ise yabancı öğrencilere Türkçe çalıştırıyor, yeni mekanında olabildiğince aktif hareket etmeye çalışan bir tutum sergiliyordu. Eli fazlasıyla açık, kendinden emin, güçlü ve dişli bir kadındı. Kelsey boş vakitlerinde burada olan Türkçe çalışma programlarına katılmak adına sözleşerek oradan ayrılıyor.

    Bir sonraki gittiği seferde her şey umduğu gibi oluyor Kelsey'in. Sıcak bir ortam, Türk kültürünü öğrenmeye çalışan farklı kültürden insanlar, bolca Salep (Yaz sıcağında Salep içmeyi seven biri olması beni de şaşırtıyor) ve Didem'in misafir perverliği ile istanbul onun için farklı bir boyut kazanıyor. Bu şekilde farklı öğrenciler ve özellikle işletme sahibi Didem ile kaynaşarak birkaç gün buluşuyorlar. Ancak orada kaynaştığı bir başka isim de, benim o zamanlar sık görüşme imkanı bulamadığımı bir dostumdu: Ahmed'ti (Ahmet, değil evet). O zamanlar orada yaşananlara birebir tanık olmadan, üçüncü şahıs olarak anlattım ancak bundan sonrasında hikayeye giriyordum. Benim Mısır'lı dostum ona karşı beslediği sıcak duygular ile bir görüşmemizde benden yardım istedi: "Anıl! Anıl! Yeni bir kız ile tanıştım ve onun ile daha fazla yakın olmak istiyorum!" dedi. Çevremde ve beni tanıyan insanlar üzerinde bıraktığım etki nedeniyle sanırım, iletişim ve etkileşim konularında fikir danışılan bir insan oldum ve olacağım. Ahmed'e sorun olmayacağını ve "Onun ile yarın Beşiktaş'ta görüşebiliriz" diyerek içini rahatlattım. Daha fazla uzatmak yerine özetlemek doğru olacak, ben aşık oldum, Ahmed saygı duydu. Kelsey ile kısa zaman içerisinde aynı yolun bir parçası olduk. Bu da Kelsey'in aile dostu olan bir konsolosluk çalışanını ziyarete gideceği Ankara da başladı. Geçen yıl bayram arifesi olan bu dönemde, Samsuna gitmeyi teklif ettim ona ve o da kabul etti. işin ironisi, tekrar Samsun'a aynı bayramın arife dönemine denk şekilde gelmesinde sanırım. Toplamda iki ay Türkiye'de kaldı ve şahsım adına hayatımın bu dönem içerisinde değişmeye başladığını hissettirdi bana. Sayesinde bir çok değişikliğe gebe oldu hayatım. Ve şimdi bilinçli olarak bu değişiklikleri görebiliyor ve geldiğim yer ile gideceğim yere karşı tavrımı sergileyebiliyorum...

    Kelsey ile geçen yıl Bursa, izmir, Antalya, Alanya, Samsun olmak üzere küçük bir tur yapma fırsatımız oldu. Bunun dışında yıl içinde altı kez ziyaretime gelerek aramızda olan mesafeyi bana hiç hissettirmedi. Fazla kalacak zamanı belki bulamadı belki yaratamadı aramızdaki ilişki için elinden geleni yaptığını bana hissettirdi. Bunun için ona her zaman minnettar kalacağım. Şimdi diğer gelişlerinin aksine iki ay için gelecek ve bu sefer hem birbirimizi daha iyi tanıma fırsatına erişebileceğiz, hem de Türkiye de onun ve benim görmek istediğimiz yerleri birbirimizi en baştan tanıyacak olmamız gibi, keşif edeceğiz.



    Program dahilinde, genel olarak benim düşüncem eski dostlara iade-i ziyaret yaparak aramızdaki bağlantıyı korumak temel prensip. Kelsey'e Türk kültürünü ve adetlerini güzel şekilde göstermekte tabi ki fazlasıyla istiyorum. Türkiye'nin farklı bölgelerinde olan dostlarım ile tekrar bir araya gelmek gerçekten farklı izlenimler uyandıracak. Bu perspektifte düşündüğüm plan şu şekilde olacak;
    21 Haziran - 28 Haziran / Samsun - Ünye - Trabzon
    Samsun'dan başlayarak günübirlik olarak Ünye ve Sümela Manastırı'na giderek hem aile ziyaretleri hem de Karadeniz'in eşsiz dokusunu ona sunma fırsatı yakalayacağım. Ayrıca Amerika da sağlık hizmetlerinin güvencesi olan kişilere bile fahiş fiyatlara sunulması yüzünden, Samsun da bir kaç sağlık hizmetinden faydalanmayı düşünüyor Kelsey.

    28 Haziran - 2 Temmuz / Çorum - Boğazkale
    ilk üniversitem olan Çorum Hitit Üniversitesi sayesinde tanıştığım güzel insanlardan ve daimi dostlarımdan olan Fatih'in Boğazkale yakınlarında olan bağ evinde beş gün doğal bir yaşam izlenimimiz olacak. Hattuşaş'a olan yakınlığı ile o bölge hakkında araştırma ve gözlemlerimizi de yapabileceğiz böylece.
    2 Temmuz - 3 Temmuz / Ankara
    Anıtkabir ve belli başlı müzelere ziyaretlerimizi gerçekleştirerek, sabah saatlerinden başlayarak gece saatlerine kadar Ankara programını tamamlamayı umuyorum.

    3 Temmuz - 4 Temmuz / Konya
    Konya üzerinde görülecek ve gezilecek alanların çokluğunun farkındayım. Ancak uymamız gereken program sadece iki ay ile sınırlı olduğundan; Etli ekmek yiyerek, Mevlana türbesi, Alâeddin camii ve belli başlı Medreseleri gezerek tamamlayacağım.

    4 Temmuz - 15 Temmuz / izmir
    izmir hem dokusu hem de yaşayışı ile Türkiye içerisinde farklı değerleri barındıran kültüre sahip olan bir şehir. Bu şehrin sahip olduğu güzel insanlardan biri de hem müziği hem de kalemi ile benim yüreğime hitap edebilen Utku'ydu. Utku geçen sefer Kelsey ile yaptığımız turda olduğu gibi bizim ile tekrar bir araya gelecek. On bir günlük programın bir haftası birlikte yapacağımız kampta geçecek. Efes, Müzeler, Kadifekale, Smyrna Antik kenti, Agora, izmir Doğal Yaşam Parkı geçen yıl gezmeden ayrılmak durumunda kaldığımız yerlerdi. Bu sefer buraları tamamen görmek ve yaşamak istiyorum.

    15 Temmuz - 25 Temmuz / Muğla - Fethiye - Ölüdeniz
    Bir kaç yıl önce sezonluk çalışmak bahanesi ile bir kaç dostum ile birlikte geldiğim Ölüdeniz'e bu sefer turist olarak gelmek benim için farklı bir deneyim olacak. Hizmet verdiğim yerden hizmet almak egomu besleyecek gibi gözüküyor. Ayrıca Omü Sözlük sitesinin kurucusu sevgili dostum Kadir de burada bize katılarak bir kaç gün kamp yapacak ve bizi paraşüt ile korkularımızı yıkmamıza yardım edecek.

    25 Temmuz - 30 Temmuz / Erzurum - Erzincan
    ikinci üniversitem Erzincan Üniversitesinden bir çok dostuma beni Samsun da ziyaret etmedikleri için kızarken, böyle bir fırsat varken onları ziyaret etme fırsatını kaçıramam. Doğu'nun güzelliklerini ve misafirperverliğini, köylerini göstermeyi hem Kelsey hem de ben çok fazla arzuluyoruz. Özellikle Doğu bölgesinin, Türkiye de batı kültüründen oldukça farklı olduğunu anlatmaya çalıştığımda, bu onun daha fazla dikkatini çekmişti. Eski üniversite arkadaşları ile bir araya gelmek ise gerçekten paha biçilemez olacak.

    30 Temmuz - 6 Ağustos / Bandırma - Yalova
    Kuzenim Ömer, Bandırma konusunda çok fazla ısrar etti. Planlarım dahilinde olmasa da onun ile bir hafta Bandırma ve Balıkesir çevresinde bu yorucu turun ardından biraz kafa dinlemek iyi geleceğini düşünüyorum. Yaptığım programa baktığımda benim gibi tembel bir insanın bu kadar hızlı şekilde yer değiştirerek hareket etmesi zor gözüküyor. Başaracağımdan şüphem yok ancak.

    6 Ağustos - 15 Ağustos / istanbul
    istanbul, istanbuldur. Görülecek yerleri bitmez... Ancak bu seferlik müzelere dadanmak istiyorum. Planın buraya kadar olan kısmına umarsam gerisi de gelecek gibi gözüküyor.

    Yaptığım plan gün itibari ile bu, zaman ve şartlar ne gösterir kestiremiyorum. Tek bildiğim olacak gelişmeleri ve yaşanacakları sizin ile paylaşmak için sabırsızlandığım.

    Ayırdığınız zaman için teşekkür ederim.


    Anil kolmuk

    --- spoiler ---

  • kadifekale ve hastanebaşı mahallelerinde teraslarda ot yetiştirildiğini iddia ederek suç oranının arttığını söyleyen kişinin yorumlayarak tehlikeli bulduğu beyanat.

    ilk olarak, tehlike uyuşturucu ile mi tetiklenir? peki hangi uyuşturucular tehlikelidir? hangi uyuşturucu ne gibi tepkimeler göstertir? bu sorulara cevap veremeyecek yetkinlikte insanların, ot yetiştiriciliği ile suçu paralel görmesi trajikomiktir. dünyanın gelişmiş ülkelerinde mariana yani kenevir artık yasallaşmaya başlıyor. burada legalleştirme ya da özendirme yapmadığımın tekrar altını çiziyorum fakat bu zamana kadar kenevir tüketip suç işleyebilen kimseyi tanımadım. tam tersine suç işleyebilecek kişilerin kenevir içerek normalleştiklerine tanık oldum. ot tüketiciliği ile suç arasında bağlantı kurmak gereksizliktir, ak parti zihniyetidir. hatta arttırıyorum alkolden daha zararsızdır.

    bu kadar ot yorumlaması yeterli olduysa suç durumu hakkında yorumuma geçiyorum;
    samsun dünyanın ya da türkiyenin en güvenli şehri olabilir ya da olmayabilir, fakat yusuf ziya yılmaz'ın yaptığı beyanat sadece kendi adını temize çıkartmak adına yaptığı bir gösteriştir.
    link paralel doktora 20 milyon liralık yatırım
    link paralel yapıcılık
    gibi akla gelen gelmeyen, bilinen bilinmeyen bir çok fahiş uygulaması bulunmaktadır. ayrıca şehir merkezinde bulunan yasal otopark mafyaları da ayrıca gündeme gelmelidir.

    yusuf ziya yılmaz yaşanan olayların ardından, adının temiz kalan taraflarını yansıtmak uğuruna bu ve benzeri çalışmaları yapmaktadır son zamanlarda. osman genç (canik belediye başkanı) ismi, ak parti içerisinde büyük şehir ile anılmaya başlanmıştır.

    başkan sikilmedik bir kulağımızın arkası kaldı, ona da abdessiz girme ne olur.

  • orta asya kökenli olan ırk. ancak uluslararası mecralarda anlamı, türkiye de yaşayan halk. mustafa kemal atatürk ile ortaya çıkan bu anlam devşirmesi, türkiye de oluşturulması planlanan bir türkçülük eylemiydi. mevcut anadolu coğrafyasında yaşayan türk nüfusu çünkü oldukça kısıtlıydı. bunun sonucunda atatürk inkılapları ortaya çıktı. halen daha türkiye de karma bir topluluk yaşamaktadır. bahsedilen türk ırkı ise artık farklı isimler ile anılmaktadır; türkmen, kazak, azeri v.b.

  • genelde film ve kitaplarda sıkça duyduğumuz ve doğru olması olası olan, ironi dolu cümle, deyim. işin komik kısmı iyilerin her zaman kazandığı tek şey hayaller dünyası (kitaplar, yazılar, sanat eserleri, umutlar, idealler) iken iş pratiğe döküldüğünde muhakkak kötüleşen bir şeyler söz konusu oluyor. başlangıçta " aynı anda herkesi memnun etmek imkansız " söylenir ve yavaş yavaş bütün çevre ve takipçilerinden arınarak (beğenisi düşerek) kişinin sadece kendini tatmin ettiği noktaya geliniyor. yalnızlık buradan mı doğuyor yoksa yalnızlık bu ideallerin başladığı yerden mi geliyor bunu tam olarak kestiremiyorum.

    herkes kendini iyi düşünür, iyi yaptığını düşündüğü şeyler vardır, onlar için bir kötü simgeside bulunan ve muhakkak haklı olduğumuz yüz binlerce konu sayılabilir. iyilik de haklılık kadar göreceli oysaki. etik felsefesinde sokrates amcam aslında genel bir iyilik ve genel bir kötülük olabileceğini savunmuştu, fakat bu mümkün değil. septisizm'i doruklarında yaşayan biri olarak dünyada etik ve herkes için genel olarak iyi olduğu düşünülecek hiç bir şey yoktur (bunun için bana örnek verdirmeyin, hayal gücünüzü mastribasyon dışında bir iş için kullanın). ama özgür iradem ile size bir sır verebilirim. sanırım ben hem kendi hayatımın hem de hayatımda olan insanlar için, filmlerde olan kötü adamlar misali bu hayatın kötü adamı rolünü üstleniyorum. trajikomik olarak bundan keyif almama rağmen saçma anime filmlerinde kötü adama empati duymamızı sağlayan acılı geçmişe de sahip değilim. ben sadece kötüyüm sanırım.

    kötü olduğunu anlatıp, iyi bir şey yaptığını iddia eden (bkz: son sigaram la valla bak)'ı dinlediniz, söz sende omü sözlük.

  • samsun lise caddesi üzerinde bulunan, babama ait olan iş yeri. çiçekçi zaferi bilen bilir, onun tam karşısında. uygun fiyata satılan kıyafet, kozmetik ve tuhafiye fiyatları ile ihtiyaç sahiplerini dükkanımıza bekliyoruz. ayrıca önümüzde olan altı ay boyunca orada part time çalışacağımı buradan duyururum. neden mi? çünkü para kazanmam gerekiyor, nişanlımın yanına amerikaya gitme niyetim var. borcum var 5-6 bin lira kadar. o parayı kapatmadan evlilik vizesi alamıyorum.

    evet gençler buradan siktir olup gidiyorum. özleyin lan beni sikerim belanızı

    2
  • omü sözlüğün testen yazılışı.

    bu sözlükte trollük yapmayan tek kişi ben olmamak adına bu ukde'yi burada bırakıyorum <3. lolcü kız senin de amına koyayım.

    2
  • --- spoiler ---

    Siyasete bulaşmama konusunda ki tavrımı Gezi Park eylemlerinde bir kereye mahsus bozmuştum...
    Sebebi basitti aslında; Diğer siyasi partilerin yapamadığını halk olarak bizim yaparak AKP hükümetine muhalefet olmak ve sesimizi duyurmaktı. Ancak gerek olayların geldiği nokta itibari ile, gereksede provokatörlerin ve siyasi partilerin katılımları ile eylemler benim gibi bir çoğu için sona ermişti.

    Kobane için yaptığınız eylemler gibi belirli bir terör örgütü yandaşlığını gezi parkına yorarak yada Gezi ile anarak bizi rencide edemezsiniz! Bu yaptığınız sadece hükümet ve hükümet yanlılarını haklılaştırır...
    Amına koyim iŞiD inin de BDP sinin de PKK sının da HiZBULLAH nın da... Gidin Suriye boş orada halledin meselenizi.
    Saygılarımla

    --- spoiler ---

  • duck sauce'nin sürrealist şarkısı. sekse bakış açısı ve seksin gelişimi ile ilgili çok güçlü eleştiriler yapan klibe sahiptir.

    https://www.youtube.com/watch?v=XKMoVAObbhE&oref=https%3A%2F%2Fwww.youtube.com%2Fwatch%3Fv%3DXKMoVAObbhE&has_verified=1

  • tarih hakkında bilgisi tecrübesi olan yazar arkadaşları mesaj kutumda elimde çayım bekliyorum.

    1
  • https://youtu.be/VUgC6215Gko
    tanımadığım biri olan sohbeti doğrudan paylaşıyorum.

    *güzel geceler; ayık halini bir kaç dakika için esir durumunda tutmak zorundayım. ihtiyacım olan bir renk, bu gece o yüzden buradayım. kaybettiğim renklerden biri belki sendedir... ayık ol lütfen, gözlerini ya da ruhunu açamayacağın her bir saniye bana renksiz bir gökyüzü imajı verecek çünkü. bilirsin anne ve babaların yaptığı seksler gibi hani. bir taraf ister, iki sinyal gönderir ışık kapatır ya da dokunur ve karşı taraf da etkileşim başladıktan sonra eşi boşalana ya da tatmin olana kadar kendi rolünü süsler. böyle olmasın bu gece, sonuç orgazm tamam haklısın. ama görünürde olan ne kadar doğru olacak ki bu gece? aktif penis, sikilen vajina iken, gerçekte siken norm, sikilen ise ruhumuzun her bir köşesi olacağını hatırlatırım sana. o yüzden renksiz gökyüzünde kalmayalım, ayık olalım, gökkuşağının her bir rengini görelim, onlara tek tek anlam yükleyelim. başka türlü ne anlamı var yaşamanın, "carpe diem" değil bu sözlerim hemen yanlış ideolojilere giriyorsun, sadece doğru olanı yaşamaktan bu kastım. şimdi de "materyalizm"e kaçtın. sikeceğim tahtanı... gökkuşağı belirli ideolojiler ardında değil, kendi içinde sıkıştığın kalıbın hemen dışında. ucunda lan! elini uzatsan alacaksın hani o mesafede! az daha; hadi amına koyayım az daha lan!!

    hem ayık olmak gerekir, çünkü aylaklığını yapacağın anın kıymeti o zaman belirginleşir. üzüyor çünkü gökkuşağı olmadan gökyüzü, tanışıyorsun gerçekler ile ve sövüyorsun kendine içemediğin ve ayık gezdiğin her bir güne. ben mi? niçe abimizin yolundan gidiyordum, cahillik erdemdir diyecektim az daha, ama sokrates dedemizin taşaklarının altında aydınlandım tekrar ve dedim ki "kendini tanı". gerçi bu sokratesin doğrudan sözü değildi. yine de sokratesin taşaklarını koydum hemen anlımın çatısına ve geçtim bulabildiğim ilk aynanın karşısına. korku dolu bir şekilde izliyordum gözlerimin içinde kaybolmuşken kendimi "hey, sen! evet doğru duydun, sen yarram! sağa sola bakma yalandan yere, doğrudan aynaya bak. cahilliğin erdemi altında, hiç bir şey öğrenmeden ölmeyeceksin. Erdemsiz, onursuz bir piç olarak hiç bir şey hakkında her şeyi deneyeceksin. çalışarak öleceksin! kimse için değil, hele de kendin için hiç değil. sadece elinden gelen bu olduğu için."...

    ilginç bir öykü daha gizli aslında bu gece. yaşanacak onlarca an varken, ben anlatılacak anılar ile gecemi sikiyorum. farkındayım ama durmayacağım. tam şu an gibi mesela, bu an'ı, anıya döndürerek sizin için harcayacağım. samsunun sokak ışıkları arasında pusuya yattım, bakıyorum. kimse benim o olduğumu bilmiyor benden başka. ben de sizin baktığınız pencereden ışıklardan biriyim bu gece, diğer her gecede olduğu gibi. yine de ben sizin ışığınıza baktığım da bir his uyanmıyor değil içimde; ama adı yok o hissin... pişmanlık, kırıklık, borçlu hissediyorum lan ben size. dahasını yapabilecekken ben sizi piç ediyormuşum, kendi aydınlığımı sadece okuduğum kitaplara tutuyor, sizin için hiç bir ışık tutmuyor gibi... samsunun yağışı bir gecesi geçiyor, benim için ışık yaparken siz her gece. sadece izlemek ile yetiniyorum sizleri, bu gücü, bu sinerjiyi fark edemeden gömülüyorum. ben mi, ben de aslında o ışıklardan biriyim. biliyorum kendi ışığımı, görebiliyorum çünkü sizi gördüğüm kadar camdan bana bakan yansımamı. ışığımın rengi ya da ışığımın gücü beni sizden ayırmaz, sizi de benden ayırmaz... bu karanlık bir gün hepimizi alacakken hemde.

    yaşamak için sanırım tükettiklerimize karşı tekrar bir açlık duymak en önemli vizyonumuz. hangimiz ilk yaşadığımız seksin heyecanını tekrar yaşayabildik, hangimiz ilk sarhoş olduğumuzda saçmaladığımız kadar zevk alabildik, hangimiz ilk ettiğimiz kavga sonunda yaşadığımız adrenalini tekrar hissedebildi! bizler erken tükettik. bunlara sahip olduktan sonra geriye ne kalıyor, toplumun çarklarından birine dönüşmek? evet kabul et gerçeği, sonra mı? kendi tecrübe sahibi olduğumuz konularda çocuklarımıza bu tecrübeleri aktarmaya çalışıyoruz ve kendi ölümümüze zemin oturtarak neslimizin devamını hazırlıyoruz. sokuk bir düzen, ölümsüzlüğün başka bir tanımı da bu. miras; teknoloji, para, tecrübe. günaydın, bir çay alır mısın? lütfen.

  • bugün tekrar düşündüm de kendisi 45.000.000 € edecek ne özelliği var diye, zamanında galatasaray için ter dökerken eden hazard ile kıyaslanırdı ama herkes açık ara fark ile hazard'ın daha iyi olduğunu bilirdi. hazard kendini 40.000.000 € ya chelsea'ya attı bugün satılsa 60-70 arası bir bedele gider kesin. ki alabilecek ya da niyet edebilecek iki kulüp bulunmakta hali hazırdaki finansal fair play için, onlar da psg ve man. city. ama arda, arda, arda... 45 kesinlikle etmez, edemez. burada türkçülüğü itin götüne sokmuyorum, etmez anasını sikim, ne özelliği var lan, balon da demiyorum, ama kaka'nın gol atamayan versiyonu en basit betimleme ile. bu bile yüceltme ya hadi neyse, kesinlikle sponsor muhabbetlerinin doğruluğuna inanıyorum. atletico başkanı da man. unt. ile görüştüklerini bir anda arda'nın fesih bedelinin hesaplarına yatırılarak barcelonaya yolcu olmasına şaşırdıklarını belirtmişler.

  • yüce hünkarımız recep tayyip erdoğan (ironi) tarafından açılışı gerçekleştirilen, istanbul-izmir arasını 5.5 saatten 3.5 saate düşüren izmit körfezi köprüsü. bu köprünün başarısını akp ve akp sempatizanları gururları ile kabullenmeye köprü açılmadan önce başlamışlardı. dün de hünkarımız kendi teşrif ettiği aracı ile köprüyü teftiş etti. köprü bitti eyvallah tamam. gelelim fiyatlarına, her geçiş için araç başına tamı tamına 35 $ + kdv. yanlış duymadınız araç başına 35 $ + kdv. https://www.facebook.com/NationalTurk.News/videos/10154134112608522/ . bu bize eski bir osmanlı hikayesi olan(bkz: padişahın vergi hikayesi)ni hatırlatıyor.
    --- spoiler ---

    Padişahın biri, koyduğu yüksek vergilere halkın hiç tepki vermemesine kızar olmuş. Vezirlerine, "Filanca yerdeki şehre gidin. Oradaki köprünün başına bir adam koyun. Geçen herkesten 1 akçe alsın." demiş. Vezirler padişahın dediğini yapmış. Şehir halkından ses seda çıkmamış. Padişah bunun üzerine kızarak, "Köprüden çıkandan da 1 akçe alınsın" demiş. Vezirler emri yerine getirmişler. Yine bir tepki gelmemiş, buna çok kızan padişah hemen emir vermiş: "Köprünün ortasına bir adam dikilsin. Geçen herkesi sırayla siksin" demiş.

    Emir yerine getirilmiş. Halktan yine tık yok. iyice küplere binen Padişah, tüm şehir halkını meydana toplayıp hiddetle haykırmış: "Bre mendeburlar. Hiç mi şikâyetiniz yoktur benim devletimden. Niye böyle susup durursunuz?" Kalabalıktan çıt çıkmamış. Daha da kızan Padişah: "Eğer tek bir şikâyetiniz bile yoksa hepinizin kellesini uçuracağım ona göre" demiş. Bunun üzerine biri elini kaldırmış:

    * Padişahım şu bizim şehrin tek köprüsü var ya...

    * Evet biliyorum o köprüyü. Yoksa geçiş parası mı çok geldi?

    * Yok padişahım o değil de şu köprünün ortasında duran adam var ya...

    * O adamdan mı şikâyetiniz var. istemiyor musunuz o adamı?

    * Yok padişahım. Tek bir adam olduğu için kuyruk oluyor. Birkaç adam daha koysanız da çok beklemesek.
    --- spoiler ---

  • aids'li bir ablamızın, aids'li olmayan bir abimize karşı duyduğu aşk ile sevişememelerini konu alan film. ne biçim filmdi yiea, çok pis ağladım gibi saçmalıklar söylemek isterdim ama, iki kat kondom takıp yine gömerdim ben karıya. yanlış anlamayın seksistlik yapmıyorum, bildiğin film bunun üzerineydi arkadaşlar. kondom olmuyor mu? poşet geçir? bir şey yap aqm

    edit: (bkz: erşan kuneri) mesaj atmış benim de şimdi aklıma geldi. çuval da olabilir lan. yokluğa bak aqm, çorapla yapma ama.

... tümü ...

bizi takip edin