en beğenilen 20 entry


... tümü ...
  • merhaba sevgili omü sözlük yazarları.

    bugün sizlerin karşısında, başlıktan da anlaşılacağı üzere hayırlı bir iş'in temelini buraya atmak için bulunmaktayım.

    omü sözlük de çok farklı alan dallarında, uzman olarak nitelendirilebilecek bir çok yazar arkadaş mevcut bildiğiniz üzere. biz de bu yazar arkadaşlar ile birlikte, isteyenler için yazar isimleri ile isteyenler de gerçek isimleri ile kullanmak üzere bir sanal dergi çıkartmaya karar verdik. içeriği basit olarak; sanat (fotoğraf, resim, edebiyat v.s.), bilim, araştırma yazısı, etkinlik, röportaj, eğlence, röportaj, eleştiri, sitenin enleri olarak düşünüyoruz şimdilik. yayınlanma tarihi olarak da şubatın ikinci haftası olarak bir hedef koyduk önümüze.

    ancak şöyle bir ricam var. dergi içerisine ekleyeceğimiz materyallerin tamamının site içerisinde ki yazar arkadaşlar oluşturacağı için lütfen paylaşmak istediğiniz içerikleri bizden esirgemeyin. şimdilik iyi sözlükler diliyorum.

    iletişim için mesaj yolu ile bana ulaşabilirsiniz.

    edit: (bkz: teknoloji)yi eklemeyi unuttuğum için özür dilerim.

  • bugünü de boş geçmeyerek, iznim olmadan bir çok yerde yayımlanan yazılarımın en azından değerinin tarafımca ortaya çıkabileceği alanlarda tarafımdan paylaşılmasını arzu ederek, bugün de bir kaç yazı yayınlamaya karar verdim.

    --- spoiler ---

    yarın bunu okuyacak insana duyuru;

    bak canım kardeşim, sevgilim, insanım… sen bunu okuduğuna göre ya yazıma zorla ulaşmış yada arzum ve talebim doğrultusunda okuyorsun. sıkılma, bunalma sana beni yada sana seni anlatma çabası içinde yazmayacağım. ortamın, benim bunu yazarken alkol ve sigaranın diretmesi ile konu: aşk, para veyahutta sekse itiliyor. siktir et

    bugün, şu an bu kalemi elinde tutan ben az önce iş görüşmesine girip kendini pazarlayan benin aksine sana dürüst yaklaşacağım. çok değil yine birkaç dakika öncede hayatımın postasını koymuş biriydim. kulağıma gelen efe türküsü buraya yansımayı hak etti şu anda.

    misal etrafta herkes biri ile muhatap, kimi sevgilisi, kimi dostu, arkadaşı… kıymetini bil! ben sadece sana odaklandım. garsonun getirdiği gaz ile ikinci birayı söylemem cüzlanım için külfete, benim için keyife dönüştü.

    konu çok dağıldı bu yalnızlıkta… haklısın sen de sıkıldın, bir de beni anla ama… benim için belki de ilk defa fedakarlık yaparak bu saçmalığı okuyorsun. ikinci birayı söylemem gerektiğini ancak fark edebiliyorum. bu garson ama işinin ehli, iki hoş muhabbet, boş bardağı masadan kaldırıp ikinciyi getiriyorum diye bir diretme; çerez de getir! sanırım kalkmam gerekiyor, biram bitmek üzere ve garson gözünü masama dikti, üçüncüyü söylersem eve kadar yürümem gerekebilir. konu mu? konu buydu sayın okur. şu an! hayatımızda var olan bütün ayrıntılara, düne, bugüne, yarına inat! şu an… bir daha yaşayamayacak olduğumuz o tatlı, acı yada herhangi bir an!

    yavaştan toparlanırken kalemi çantama, yazımı ise size ulaştırma adına çantama koymak zorundayım. ikinci birayı söylemem hataydı, kabul ediyorum. laf aramızda, aramız da yaşanan bu iletişim için değerdi…

    --- spoiler ---

  • izlemeyen yazarlar için; Conan'ın televizyon programına katılan malum ikili, hayranlarından gelen birinin mektubunu okuyorlar. gülmemek elde değil.

    bkz: Bryan Cranston ve Aaron Paul'a gelen ilginç hayran mektubu

    9
  • bir haftayı biraz geçmiş son paylaşımı yapalı, başlığın ve yazı yazan arkadaşların destek vereceğine dair umudum halen çok güçlü.


    --- spoiler ---

    soğuk oldu sanki…
    ama olsun, bahane oluyor içeride ki kalabalıktan kaçmamıza. baş başa kalmamız için, içtiğim sigarayı öne sürmem hoş bir davranış değil hele de sen sigara içmezken; ama elden ne gelir, anın yarattığı fırsatlardan yararlanmam gerekir. bulunduğumuz teras kaliteli bir mekan’a ait değil, önemli mi? bence hayır. şu an karşımdasın… istanbul’un ışıkları altında görüyorum böylece yüzünü. gece mana yüklüyor konuştuğum her bir konuya, sahi ya ne konuşuyorduk? aşk mı? para mı? yalnızlık mı? siktir et, yine haklısın. ben bu gecenin bana sunduğundan fazlasını isteyen bir edebiyatçıyım, o da söz de… fazla mı hızlı gidiyorum acaba! hayır… yaptığım tek hata gereğinden fazla dürüst olmam sadece. dürüstlük neden para etmiyor ki günümüzde? her ne ise, bu konuyu hatırlattığın iyi oldu, daha sonra üzerine muhakkak konuşalım.
    esen rüzgar’ı bahane edip, ceplerinde sakladığın ellerini ısıtmayı teklif etmeli miyim? yine mi sesli düşündüm (sikeyim)… kadın, haklısın! içimden geçenleri bir daha söyleyemeyeceğim, o yüzden benden korkma. yalnız bir “ sözde “ edebiyatçının hayatında, hayallerden fazlası olman beklenmiyor, anla… ne sevgilim ne de aşkım ol, sadece hayatımda var ol. arada bahane olsun sözlerime, gözlerin. içim geçtiğinde, dönecek bir sesin olsun. karabasanlar geldiğinde, sığınacak bir sen olsun benim için. bundan fazlasını istemek olsa keşke haddime… korkuyorum, bir gün elimi tutup gitmenden. daha da korkuncu hiç gelmemenden…
    içeri mi girelim? tekrar mı karışalım kalabalığa, tekrar mı rol yapayım insanların arasında. benden istediğin gerçekten bu mu? içinde bulunduğum statünün gerektirdiği gibi mi davranmalıyım… git, gide uzaklaşıyorsun benden. gözlerini kaçırma taksim’in ışıklarına. beni tekrar görmeyeceksin belki, duymayacaksın bu kendini bilmezin sözlerini… en azından binerken taksiye, bağışla bir buse’ni yanağımın kenarına. en azından beni kırmamak için yalan söyledin vedalaşırken, o da bir şey. “ tekrar görüşürüz “… sigaram da bitmek üzere, izmarite kadar gelmeyi bekleyemeyeceğim. taksinin camından arkana bakarsın diye bekledim, ama namussuz taksici arkasında atlı varmış gibi köşeyi döndü.

    soğuk oldu sanki…
    gece sabaha karşı dört olmuş... bir çorbacı bulsak iyi olacak.

    --- spoiler ---

    8
  • daha önce yazılarımı hiç bir mecra da paylaşmadığımı ve burada ki anonim şahsiyetime güvenerek yazdığımı belirtmeliyim. beklentiyi yükseltmek istemem ama insanların beni yazılarımdan tanıyabileceği hissine kapıldım hep, o yüzden korktum açıkcası.

    şimdi ise; benim taşıdığım bahane gibi veyahutta içinden geldiği gibi, insanların yazılarını paylaşmasını umut ediyorum.

    saygılarla

    --- spoiler ---

    huzur aramaya başladım. nice ruh perişan oldu benim daha yeni girdiğim bu yolda. ne zaman başlamıştı ki? doğru! bir akşamüstü azizliğinde, gökyüzünden miras kalan semt ışıklarına kaldırmıştım kahvemi. biten sigarama, sahip olmadığım hayatlara inat. koyan bir şeyler vardı... sırtımda varoluşun yükü, gözümün önünde ise akıp giden hayatımın kırıkları. diyecek onca şey, alıntı yapacak yüzlerce anı değerini kaybediyor; zamanın yavaş ama kendinden emin tik-tak'ları arasında. ne oldu sahi? bu kadar depresif olabileceğimiz ne mana yükledik ki bu yaşama. herkes bizim gibi mi? gördüğümüz insanlar nasıl mutluluk oyunları oynuyor? bir demli çaya nasıl bu denli gülümseme ve hayatın iyi yönlerini sıkıştırıyor!?

    oysa benim acıdı ya can yerim, işledi bir kere içime. tek dal sigaradan onlarca medet umdum. umdukça acıdı, acıdıkça içtim. benim ne sigaram bitti, ne umudum... bir ömür ilk nefesini, ecel terleri ile verdi bedenimde. tik-tak tik-tak.... makber belki aradığım huzurdur.



    --- spoiler ---

    not: ayrıca burada kendi yazılarını paylaşacak arkadaşlar oldukça, ben mevcut bu yazıma yenilerini seve, seve ekleyeceğim.

    8
  • formatının ve site işleyişinde ki alt yapının hayranı olduğum sözlük. ancak mevcut üye seçimleri konusunda belirli bir seçicilik yapmadıkları taktirde büyük bir kayıp yaşayacaklarını öngörebiliyorum. er kişilerin inci sözlük muhabbetlerini buraya taşıma arzusu, bayan yazar gördüklerinde takındıkları tavır, sözlük formatlarının temel amacı olan bilgi edinme ve bilgi paylaşımı yerine sürekli (bkz: goy, goy) peşinde koşulması sitenin kalitesini ve mevcut sözlük formatında ki üyelerin kaçışına sebep olacaktır.

    ayrıca sormadan edemeyeceğim, bu forum havasının sebebi site yöneticileri mi yoksa üye olan herkesin portföyü mü bu şekilde?

    7
  • japonya merkezli olarak bütün dünyaya yayılmayı başaran hareketli çizgi roman serilerinin genel ismi.

    7
  • japonya da doğan Haruki Murakami'ye nobel ödülünü kazandıran roman. ilk isim olarak (bkz: 1984) düşünülmüş, ancak aynı isimde olan george orwell'ın romanı yüzünden japonca 9 yerine kullanılan q kullanılarak kitabın ismi 1q84 olarak değiştirilmiştir. şahsım adına bir çok anıyı da beraberinde taşımaktadır.

    --- spoiler ---

    2013 mart ayındaydı sanırım. isminin ikincisi naz olan hayatıma değer katan bir kadın elinde kağıda sarılmış bir tuğla boyutunda cisim ile yanıma geldi. yazı yazmayı sevdiğimi bilirdi. oturduğumuz cafede o gülümseyerek bana, ben ise şaşkınlık içinde masaya koyduğu tuğlamsı cisme bakıyordum. çok geçmeden dayanamadı, hadi aç dedi gözlerinin içi gülerek. inanın kitap olduğunu elime alıp, üzerinde ki kaptığı yırtmadan anlayamadım. " 1q84 hmm " dedim sesli bir şekilde, tepki veremedim. aklıma 1984 romanı gelmişti, japonca da q 9 yerine de kullanılırdı. ucuz bir takliti zannederek burun büktüğümü fark etmeden hediyeyi kabul ettim. bundan dört ay kadar önce ayrılma kararı aldık, o yoluna ben yoluma gittik. fikirler uyuşmadı sözde, hayat mantığımız birbirimizi kabul etmememize sebep oldu diye düşündük ikimiz de, ne kadar yanılmışım... geçen ay kitaplığımda yatan bu 1200 sayfalık tuğla ile göz göze geldik, bir şans vermeye karar verdim. (bkz: old boy) u japonların ezik dövüş filmlerinden biri zannederek açan ben, bu sefer çok daha büyük bir şoka girmişti. betimlemelerler uzun fakat yorucu değil, kurgu da çok olay var fakat hepsi bağlantılı. üç gecede roman elimde parçalanmıştı. bittikten sonra fark etmiştim isminin ikincisi naz olan kızı tanımadığımı...

    --- spoiler ---

    6
  • (bkz: Kabristan). mezarların bulunduğu, ölü insanların defnedilmek için kullanıldığı toprak bütünü.

    --- spoiler ---

    bazen sokağa anlamsız yürüyüşler yapmak için çıkarım, ama bilmediğim bir nedenden sürekli kendimi mezarlığa girerken buluyorum. içinde nedensizce bir huzur buluyorum. çoğu kişi için ürpertici olan bu yer, benim için şehrin koşuşturmasından kaçış niteliği barındıran bir sığınak.

    bu yıl güzel bir kare yakalamıştım mezarlıkta en azından düşüncelerimi tasvir ettiğim bir perspektif olur.

    link

    --- spoiler ---

    6
  • son durum olarak, ismini paylaşamayacağım insanlar bizi evlerine davet ettiler. garip bir kostüm formatı var, anlamakta güçlük çekiyorum. turgut nereden bulduğunu bilmediğim bir kırbacı bize doğru savuruyor şu anda. ağlıyorum sözlük

    6
  • belirli yada belirsiz olarak hayat kadını olduğu varsayılan kişinin çocuğu, çocukları. türkiye de küfür duygu patlamaları şeklinde ortaya çıktığı için, kötü şekilde de anılan bu anlam, çok sevilen kişiler için de kullanılabiliyor.

    --- spoiler ---

    https://karikaturistan.files.wordpress.com/2012/12/biz-orospu-cocuguyduk-yigit-ozgur.jpg

    --- spoiler ---

    6
  • türk dil kurumuna göre erkeklik organını simgeleyen organ ismi.

  • güney kore yapımı, oscar'a aday gösterilmiş kült film.

    hayatıma etki eden ve intikamın kelime anlamını bana sorgulatan filmlerden biri olmayı başardı. film hakkında ne kadar konuşursam konuşayım yarattığı etkiyi tarif etmem mümkün olmayacaktır. ayrıca yapılan amerikan versiyonunu da bir o kadar gereksiz buluyorum.
    --- spoiler ---

    filmin son sahnelerinde, asansör içerisinde intikamını almanın verdiği huzur ile geçmişinden bir anıyı tekrar yaşaması ve elini barajdan sarkan kız kardeşini kurtarmak için uzatması benim canımı aldı. ellerinden kaydı... sonrasında boş elini şakağına götürdü ve kurşun sesi duyuldu, biz izleyiciler de o an geri döndük. ve hatırladık gerçekte olayın neresinde olduğumuzu...



    --- spoiler ---

    6
  • gerekli, gereksiz akılda canlanan her türlü konu ile bilgi kirliliği yaratılması sonucunda; açıldığını düşündüğüm başlık. insanların anonim kimliklerine güvenerek, kendi içsel dünyalarından dışa vurumunun bu olması gerçekten benim için inanılmaz bir tecrübe oluyor.

  • takundak, tesbik, sıkörtıl, müslümbörd, ninca, yokabaz pokeimam!

    https://www.youtube.com/watch?v=qB36N2h6j3U

    6
  • Şike kanıtlandı mı? Evet
    Şike ile ilgili ceza verildi mi? UEFA da Evet, Türkiye de Hayır
    Dört büyüklerin geçmişte yapıp ispatlanmış başka şike olayı var mı? Hayır
    Kupa Trabzonspor'un hakkı değil midir? Evet
    Bu yukarıda yazan bilgiler bir şeyi değiştirmeye yetiyor mu?Hayır.

  • genel de mikro dalga fırında pişirilmesini tavsiye ettiğim, pişirmeden önce üzerine ekstradan kaşar rendeleyip sucuk kesmenizi de öneririm.

  • ntv haber sitesinde yayılnanan 12 ocak 2012 tarihli araştırma makalesi. utah valley üniversitesi yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını aktarmıştır.

    link

    yazıya geçmeden önce böyle bir durumun yıllardır farkındalığını yaşadığım için kendimi mutlu mu hissetmeliyim yoksa bunun farkında olmama rağmen facebook kullanmaya devam ettiğim için aptal mı hissetmeliyim bilmiyorum. ancak şahsi gözlemim; sosyal medya kişinin olduğunu değil olmak istediğini lanse ettiği bir platform.
    --- spoiler ---

    Yapılan yeni bir araştırmaya göre, Facebook’ta sık zaman geçiren kişiler, diğer arkadaşlarının kendilerinden çok daha iyi bir hayata sahip olduğunu düşünerek mutsuz oluyor.

    Amerika’nın Utah Valley Üniversitesi, Facebook’un insanları neden mutsuz ettiğine dair yeni bir araştırma gerçekleştirdi. Sosyologlar tarafından yürütülen araştırmada, sosyal ağda geçirilen zamanla birlikte insanların asıl hayatındaki konumu arasındaki ilişki dikkate alındı.

    Yaklaşık 425 öğrencinin katıldığı araştırmada, öğrencilere Facebook’ta kaç arkadaşları olduğu ve sosyal ağda ne kadar zaman geçirdiği soruldu. Bunların yanı sıra ilişki durumu, yaş, cinsiyet, ırk ve dini inancı da dikkate alınan öğrencilere hayatı adil bulup bulmadıkları gibi sorular da yöneltildi.

    NE KADAR ÇOK VAKiT GEÇiRiYORSANIZ O KADAR MUTSUZSUNUZ
    Bilgi Çağı'nın haberine göre, Facebook’ta ne kadar çok zaman geçirirseniz mutsuz olma olasılığınız o kadar yüksek. Zira, Facebook’ta sık zaman geçiren kişiler diğer arkadaşlarının kendilerinden çok daha iyi bir hayata sahip olduğunu düşünerek mutsuz oluyor. Uzun süre Facebook’ta kalan kişiler, hayatın adil olmadığını ve diğerlerinin kendilerinden çok daha mutlu olduğuna inanıyor. Üstelik bu kişiler, kendilerinden çok daha mutlu olduğuna inandıkları bu kişileri tanımasalar bile bu kanıya kapılabiliyor.

    Yine araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de Facebook’ta sosyalleşmektense gerçek arkadaşlarıyla yüzyüze sosyalleşen kişilerin daha mutlu ve hayata daha olumlu baktığı gerçeği. Bu kişiler Facebook’taki kişilere göre daha sosyal olurken, sosyal ağda sürekli olarak paylaşılan mutlu fotoğrafların da kişilerin mutsuz hissetmesinde etkisi olduğu belirtiliyor.


    --- spoiler ---

    6
... tümü ...

bizi takip edin