• 4

    halay başı

  • 2

    başlık

  • 18

    entry

  • 0

    bu ay

  • 0

    dün

  • 0

    bugün

neptune

üçüncü nesil yazar

god save the queen...



son 20 entry

  • bir insan için en saf ve derin hali hayvanlar ile kurulanıdır. dostlarınızı hayvanlardan seçiniz, asla pişman olmazsınız.

  • demokrasi, gerek "ideal olarak kabul edilebilecek uygulanabilirliği", gerekse, "toplum geneline maksimum verimliliği sağlaması" açısından, söz konusu toplumun, "kişisel kalite ve eğitiminin" çok ileri düzeyde olmasını gerektiren bir idare biçimidir. gerçi bu demokrasi kavramının, sözlüksel tanımına çok uygun düşmemektedir. hatta neredeyse demokrasi kavramı ile örtüşmeyen bir görüştür. ancak pratikte, demokrasiyi; toplumdaki her bireyin, eşit oy hakkının bulunduğu seçimlerden ve bu seçim sonuçlarına göre, söz konusu toplumun idare ediliş biçimi olarak algılamak, pek çok zaman, acı sonuçları da beraberinde getirir.

    demokrasiyi, zamansal süreç açısından çok hızlı bir şekilde ve toplumun çoğunluğunun, yeterlilik düzeyini göz ardı ederek uygulamaya geçirmeniz halinde, acı sonuçlar ile karşılaşmanız kaçınılmazdır. mustafa kemal atatürk'ün bu toplumsal gelişimi yeterli seviyede görmeyip (bir kaç kez bunu sınamıştır aslında) çok partili hayata geçmemesinin altında yatan ana gerekçe de, kuvvetli bir şekilde bu nedene dayanmaktadır demek mümkündür.

    ancak burada da şöyle bir paradoks söz konusudur. ileri boyuttaki demokrasi anlayışı olmayan yerlerde, toplumun her bir bireyinin, maksimum seviyede kaliteli ve eğitimli olmasını beklemek, idarecilerin insiyatifine ve kabiliyetlerine bağlıdır. dolayısıyla demokratik bir idare biçimini savunmak için, öncesinde demokratik olmayan yöntemleri kullanmaya çalışmak, ister istemez sizi demokrat biri olmaktan uzaklaştığınız eleştirileri ile baş başa bırakır. nitekim mustafa kemal atatürk'e, bazı çevrelerce "tek adam" eleştirisi yapılması bu paradoksun bir sonucudur.

    şahsi düşüncem; asıl meselenin, geleneksel toplum kültüründe yatmasıdır. geleneksel toplum kültürü, ağırlıklı olarak "muhafakazar" motiflerle dolu olan bir ülkenin, demokrasi kavramı ile kan uyuşmazlığı yaşaması kaçınılmazdır. günümüz toplum yapılarını göz önüne getirirsek, özellikle kuzey avrupa ülkelerinden ve a.b.d' den (ki abd konusunda eğitimli toplumdan ziyade iktisadi faktörler ağırlık kazanmaktadır) bir diktatör çıkması, neredeyse imkansızdır. ancak dünyanın geri kalan bölümünde, demokrasinin ileri seviyede uygulanabilirliği konusunda iyimser yaklaşmam, ne yazık ki olası değildir.

  • sözlükte, parmakla gösterecek kadar az sayıda yazar olduğunu düşünürsek, tespiti son derece kolaydır ve yine yazar sayısının azlığından kaynaklı olarak, gün içinde girilen her entry için "artı oy verme işlemi", en fazla 2 dakika alacağından (baya fazla bir süre verdim,farkındayım ama en fazla sözcüğünü kullandığım için 2 dakikanın altına da inmek istemedim) , şayet "sapıklık" olarak nitelendirilen bu eylemi gerçekleştiriyorsa, dünyanın en az efor sarfeden sapığı kabul edilebilir.

  • genel anlamda, bir türk insanın bu boşluğu doldururken en çok kullandığı kelimeyi hepimiz biliyoruz sanırım. başlık bu şekilde açılınca, ister istemez o kelime aklıma geldi ama hayır onu kullanmayacağım.

    1
  • bu sözlüğe her girdiğimde hissettiğim duygu. olsun ama yine de yazmaya devam edeceğim.

  • çoğu "eyyyyy" ile başlayan replikler. karşı tarafın tepkisini fazla çekmek istemeyince, gerek ses gerekse tonlama olarak, "ey" şeklinde gerçekleşiyor. gaza gelip, hitap ettiği kitleyi de gaza getirmek isteyince "eyyyyyyyyy" diye uzayıp gidiyor. ancak şu bir gerçek ki, tonlaması ne olursa olsun, arkasından gelen cümlede sarf ettiği kelimelerin çoğu gerçekleşmiyor.

  • yaşadığım yerde olmayandır. varsa yoksa dım dım dım dım dım dım. mani filan okurlardı eskiden, o da kalktı. hoş ben ateistim bana ne oluyorsa ?

  • Çoğu, Minübüs veya kamyon arkası sözlerin, sanal ortama uyarlanmış hali. Uzun olmaları da bu gerçeği değiştirmiyor.

  • insan sosyal bir canlıdır. toplum içinde yaşar. mutluluk veya mutsuzluk eylemleri kişiyi bağlar ve karışmam. ancak içinde "moda" kelimesi geçiyorsa şayet, sadece kişiyi değil sosyal çevresini de etkileyen bir hareket de bulunuyor demektir. çünkü moda kelimesi sosyalleşmenin getirisi olan bir kelimedir. ıssız bir adada tek başınıza yaşarsanız orada yaptığınız şey moda olmaz. çünkü tek bir bireysinizdir. yani içinde moda kelimesi geçiyorsa, diğer insanların görüşlerini bildirme hakkı vardır. bıyık bırakan kadının, bıyıkları kesilsin gibi öneri getirmiyorum, isteyen kadın bıyık bırakır, isteyen kadar hayatı boyunca kendi vücudu hakkında istediği her türlü tasarrufda da bulunabilir. neticede kendi bedenidir. ama bu benim o konu hakkındaki düşüncemi söyleme özgürlüğümü kısıtlamaz.

    basit bir örnek ; diyelim ki "bok yemek moda olsun". ben kimsenin bok yemesine karışmam. ama bok yemenin şahsım tarafından moda haline getirilmesine karşı düşüncemi belirtebilirim. biz buna düşünce özgürlüğü diyoruz. bok yemenin sağlıklı bir davranış olmadığını söyleyebilirim mesela, bu bok yiyenlere müdahale etmek değildir. bir insan bok yiyerek de kalıpları yıkabilir ama oturup kimsenin bu konu hakkında fikir beyan etmemesini beklemek veya susmasını beklemek yanlış bir davranış olur. şayet susup oturalım kafasını yaşıyorsanız anti demokratik bir yaklaşım sergiliyorsunuz demektir.

  • sadece ismi ve bir oyun olduğu.

    not : mağarada yaşamıyorum.

    1
  • "Sadece iki şey sonsuzdur, evren ve insan ahmaklığı, ilkinden o kadar da emin değilim".

    albert einstein

  • haziran ayı sonunda 17.sıraya çıkarsa ki bence çıkacaktır, yönetim bunu başarı olarak kabul etmelidir. basamakları teker teker çıkmak her zaman en sağlıklı olandır.

  • böyle bir moda muhtemelen hiç bir zaman olmayacaktır. biz erkekleri düşündükleri için değil tabii ama kadınların büyük bölümünde güzellik ile ilgili ciddi takıntı var (ki bunu normal buluyorum). bıyığın kendisine yakışabileceğini düşünen bir kadın olma ihtimalini ise oldukça düşük buluyorum. sırf kilo almayayım diye, elini gırtlağına sokup, yediklerini çıkaran bir cinsiyetten bahsettiğimizin farkında mıyız acaba ?

  • burada olduğu gibi, ismini belirlenirken, başka bir hayvandan referans alınan hayvanlar adına üzülüyorum ben. yani tüysüzü geçtim de, köstebek faresi diyerek, "senden olsa olsa köstebek olurmuş, farelik senin ne haddine" gibi bir anlam çıkıyor sanki.

  • mayıs ayı interaktif sözlük sıralamasındaki yeri ile şahsımı ziyadesiyle üzmüş olup, bu yerin Haziran ayında değişmesin, bir tür misyon kabul ederek bu gece dahil olduğum sözlüktür.

    1

... tümü ...

bizi takip edin