favorilere eklediği son 20 entry


... tümü ...
  • yerli-yabancı birçok kaynaktan okuduğum ve yaşlı kürt insanlara sorup edindiğim bilgilere göre,

    kürtler'in tarih boyunca yaşadığı ve türediği kısım, tam olarak iran'daki zağros dağları'dır diyebiliriz:

    harita: http://s23.postimg.org/5gtcuy8bf/62616368.png

    kürtler'in gen haritasının yarısı iranlı hint göçmenlerinden, yarısı da araplar'dan olduğu kaynaklarda geçmektedir. araplar'dan aldıkları genetik veriler kürtler'in pers topraklarından göçüp mezopotamya ve daha kuzeyine gelerek yerleşmeleriyle olduğu da aşikardır. iran'daki şii kısım yani kökenleri bayağı eski olan gerçek iranlılar (antik persler), kürtler ile bulundukları topraklarda oldukça etkileşim yaşadıkları için kürtlerde önemli miktarda kalıtımsal iz bırakmışlardır. zağros dağlarında türeyen kozmopolit kürt nüfusu, bugün kuzey ırak ve daha aşağıdaki bölgelere geldiklerinde, iran topraklarındaki karışımdan sonra peşlerinden gerçek iranlı fars nüfusu da getirdikleri için bugün kendilerini kürt veya arap sanan ve özellikle şanlıurfa, hakkari ve şırnak gibi illerde hint-pers karışımı bir genetiğe sahip olduklarını bilmeyip maalesef kürtçülük bile yapan farslar mevcuttur. hatta bu insanların ataları ve büyükleri genellikle farsça bilir ve kürtler tarafından asimile edilmeleri de kendilerinde pek bir iz bırakmamıştır. bunun nedeni de kürtçe denen dilin (ki kürtçe bir dil değildir) farsça'nın bir kolu olması ve yüzlerce ortak kelime barındırmasıdır.

    farsça gibi, en az arapça ve türkçe kadar eskiye dayanan bir dilden, "kürtçe" diye homojen ve ermenice-arapça-farsça karışımı bir dilin çıkması fars milleti adına da üzücü bir realitedir.

    bunun dışında, kürtçe'deki ermenice kelimeler ve güneydoğu'daki illerin hemen hemen hepsinin ermeni kökenli ad taşımaları, kürtler'in de o bölgeye göçerek yerleştiklerini daha radikal bir şekilde desteklemektedir. van'ın, silvan'ın, şirvan'ın, hilvan'ın, tatvan'ın ve kürtçe sandığınız il ve ilçe isimlerinin ermenice olduğu gibi, diyarbakır'a bugün bölücü kürt kesimin verdiği ad olan "amed" ismi de, farsça "ameden" yani "gelmek / seri gelmek" manasına gelmektedir.

    bugün pkk adlı terör örgütünün, öncesinde hüküm sürmüş bir örgüt olan asala'nın devamı olduğu gerçeğini, apo'nun yani ermenice adıyla "Artin Agopyan"ın ve hdp'li vekillerin hemen hemen hepsinin ermeni kökenli çakma kürt olduğunu ve ermeni diasporası ile kuvvetli bir bilgi alışverişinin gerçekleştiğini tarih profesörü yusuf halaçoğlu hoca'dan da ayrıntılı bir şekilde okuyabilirsiniz:

    link

    8
  • Hükümdarın hükümdarlığı için halka yalvardığı
    Ama yine de eşsiz zulümler işlediği vakitlere erdim
    Bunu bana söylemediniz
    insanlar havada uçtu ama yerde öldüler
    Bunu bana öğretmediniz.


    Sezai karakoç

  • evlilik fikrinden soğutan , insanı çaresiz bırakan yegane gerçeklik.

  • bugün sadece iç medyada değil, avrupa medyasında da rastladığım güncel bir skandal haber üzerine yazmak istiyorum. kısaca haber şöyleydi; italyan hükümeti, ülkesine kabul ettiği göçmenler için kelle başı avrupa birliği'nden maddî destek alıyor, ama göçmenlerin giderlerini karşılamak üzere aldığı bu maddî desteği kendisi için kullanıyor.

    bizim, türk toplumu olarak, asırlardır militer bir toplum özelliğinde olmamız gibi, italyan toplumu da asırlardır ahlâksızlığın ve özellikle kolay yoldan para kazanmanın sevdalısı olan bir toplum yapısındadır. bunu, italyan toplumunu karalamak için, yahut aşağılamak için yazmıyorum açıkçası. zira, onların kadim geçmişlerinden beri kendilerini düşürdükleri durumdan, daha kötüsünü ben onlara yapamam.

    italyan toplumu'nun avrupa istatistiklerindeki "en"leri vergi kaçırma rekortmenliği, şikecilik ve dolandırıcılık üzerinedir. bilimum ahlâksızlıkta, italya üzerine çıkabilen pek yoktur. italya, toplumsal düzenini "ahlâksızlık" üzerine kurmuştur. evet, italya; hani şu vatikan'ın içerisinde olduğu italya!

    kolay yoldan para kazanma sevdalısı, tekelci italyan toplumunun geçmişine şöyle bir bakalım:

    * tarihte, orta doğu coğrafyasına yapılan haçlı seferlerinin öncüsü italyan şehir devletleri ve papalık'tır. bu daima böyle olmuştur. seferlerin esas amacı, akdeniz ticaret yollarını ve orta doğu ticaret limanlarını ele geçirerek, tarihî ipek ve baharat yollarının avrupa ticaretine sahip olmak ve onu tekelinde bulundurmaktır. bu sebeple, din kullanılır; fanatikler yaratılır ve onlara cennet vaadedilir. sözünü dinlemiyorsa afaroz edilip infazı gerçekleştirilir. hatta, kişi büyük bir günah işlemişse, günahlarının bağışlanması için kutsal topraklarda cihat hareketine katılması şarttır...

    * italyan şehir devletlerine baktığımız zaman, venedikliler daima akdeniz ticaret yollarını tekeline alma politikası göstermiştir. ege ve güney yunanistan adalarını ele geçirmiş, balkanlardaki fetih politikasını sadece adriyatik ve yunanistan ticaret yolları ile kısıtlı tutmuştur. venedik cumhuriyeti devleti'nin tarihini inceleyebilirsiniz; balkan yarımadasında hiç iç kesimleri ele geçirme eğilimi var mıdır? sadece adaları ve ticaret limanlarını ele geçirirler.

    cenevizliler, akdeniz adaları yanı sıra, özellikle karadeniz'in kuzey kesimindeki kırım ve odessa limanlarını ele geçirip burada ticaret kolonileri kurmuştur.

    * birinci dünya savaşında, italyanlar ne itilaf devletleri ile, ne de ittifak devletleri ile uzlaşabilmişlerdir. italyan toplumunun para hırsı ve açgözlülüğü onları, diplomasi ve pazarlık masasında uzlaşılmaz hâle getirmiştir çünkü...

    * ikinci dünya savaşı sonrası, abd'nin savaşta kaybettiği nüfusu gidermek ve bu şekilde iktisadî alandaki iş gücü açığını karşılamak için güney italya'dan aldığı italyan göçmenler, abd'de mafya teşkilâtlanmasının temellerini atmışlardır. mafya, şantaj yapmak, haraç kesmek, uyuşturucu ve kadın ticareti yapmak, silâh tüccarlığı, kaçakçılık, tefecilik gibi kolay yoldan büyük paralar kazandıracak illegal bir iktisadî sistemdir. amaç ise, illegal yoldan kolay para kazanmak, para ve güç sahibi olmak, daha büyük olmak ve sonunda en güçlü olmak, kapitalistin önde gideni olmaktır. korku ile, güç ile ve en önemlisi para ile para kazanmak...

    kapitalizm, tekelcilik anlayışı asırlardır italyan toplumunun yapı taşlarından birisidir.

    edit: imlâ

  • Amk bedava kesiyor diye enisteme gidiyorum. Sacimin icine siciyor... Kahrolsun fakirlik....

    3
  • güneydoğu'da yaşanan olayları gerçeklik ile ele alan, trt'nin belgesel kanalında yayınlanan ve izlenilmesi halinde akıldaki bazı soru işaretlerini gidermesi muhtemel olan belgeseldir. sunucusu samsun doğumlu ve askerliğinin 10 yılını güneydoğu'da yapmış olan emekli binbaşı mete yarar'dır.

    kapanış konusması ise "bildikleriniz ile yaşananlar arasındaki farka şahit olabildiniz mi?" şeklindedir.


    şahit olun 1
    şahit olun 2
    şahit olun 3
    şahit olun 4
    şahit olun 5
    şahit olun 5/2
    şahit olun 6
    şahit olun 7
    şahit olun 8
    şahit olun 9/1
    şahit olun 9/2

    3
  • her hafta Salı günü 23.45’te Kanal 7’de yayınlanan programdır.

    Bu haftaki konuk; cemal safi'dir.

    "Uyanıp bir rüyanın rengarenk yatağından,
    Ayrılmak ne kadar zor sımsıcak kucağından.
    Dünyadan giderayak öptüğüm dudağından,
    Yüreğime aşk denen kor düştü, kor çiçeğim..."

    (bkz: Cemal Safi)

    3
  • Artık ailenin bir bireyi olmuş varlığın terkedip gitmesidir. Sadece bir kabus görmüş olmayı dilersiniz, her gece rüyanızda aslında ölmediğini ve yaşadığını görürsünüz. Etrafta tüylerini bulunca avucunuzda biriktirip onlara bakarak ağlarsınız. Kıcasa çok kötü bir durumdur canınızı bir insanın ölümünden bile fazla yakabilir. Keşke annelerle birlikte kediler de ölümsüz olsa..

    5
  • şüphesiz ki büyük şok geçirmenize neden olacak hadisedir.

    vizesi 90 olan bir dersiniz bu. hocası da 38 yaşında tam bir milf. akademisyen hocanız derste sizinle diğer öğrencilere nazaran daha çok ilgilenir. 90 alınan derse oldukça şaşarak "ulan ben bu dersten nasıl 90 aldım aq" dedikten sonra hocanızın odasına gidip kağıdınıza tekrardan bi göz atmak istersiniz. odaya girdiğinizde hocanın memelerini sıvazladığını görüp, aniden kapıyı açınca hemen normal bir vaziyete büründüğünü ve utandığını anlarsınız. sonra usulca yanınıza yaklaşıp "uzun zamandır dikkatimi çekiyorsun. hoşuma gidiyorsun. metresim olur musun tatlım" dediğini görünce, siz de finalden düşük not almamak için mecburen "olur." dersiniz. yanaklarınız pembeleşmiş bir şekilde; sadece "olur..."

    masum ve çaresiz...

  • inanılmaz. inanılmaz değerli dostlar, evrim teorisine "inanılmaz". evrim bir din, bir fikriyat veya bir ülkü olmadığı için, asıl saçmalığın daniskası olan evrim'e inanıldığını sanmak. maymundan gelme diye bir şeyin de olmadığını siz muhterem din kardeşlerimize anlatmaktan dilimizde tüy bitti lakin, bunu sık sık tekrar etmek artık bize farz-ı kifaye olmuş durumda. mazoşist bir hal aldı bünyemizde; zevk alıyoruz hani işkence çekmekten.

    insanlarla maymunların bir üst atası ortaktır sevgili güzel yaratıklar. homo sapiens denen yaratık, maymundan gelmedi hani, geçenlerde biz maymun falan değildik. maymun ve insan, ortak bir atadan evrilerek farklılaşmışlardır. maymunlar ve diğer memeliler de, daha yaşlı atalar olan sürüngenlerden evrilmiştir. lakin bu bilgi yine de, insanın maymundan olmasa da bir "hayvan oğlu hayvan"dan geliyor olma fikrini kabullenemeyen insanlar için bir şey değiştiremeyecektir. hayvandan geliyor olmak maalesef insanlar için aşağılayıcı bir durum. nedenini de bilmiyorum he, sanki hayvan oğlu hayvanın biri 30 kilo patlayıcıyla anaokulunun altına bomba yerleştirmiş de, hayvanlardan bu kadar iğrenir olmuşuz.

    gerçi bu kuram, "maymunla ortak atadan evrildik" gerçeği yerine; direkt olarak aslan, kurt, kartal gibi karizmatik hayvanlardan evrildiğimizi savunsaydı, bu kadar bilimsel bilgi karşıtı insan olmazdı diye düşünmekteyim. bakın hatta bilime göre, (hani bilim, şu klavyeden size bir şeyler okutmamı sağlayan bilim; gerçek olan.) insan ile maymunun genlerinin %98.7'si birbirine benzediği kanıtlanmış. tavuk adlı "hayvan" ile genetik benzerliğimiz %30'lara yakın. bunu da ben demiyorum ha, bilim diyor.

    maalesef sevgili kardeşim, hayallerini yıkacağım fakat biz maymundan falan gelmedik. sadece diğer tüm canlılarla olduğu gibi, maymun kardeşlerle de akrabayız. evrim sürecimiz onlarla en yakın olanı sadece. yoksa senin düşündüğün gibi maymunken bir sabah uyandık ve insan olmadık. gerçekten bak, üzülerek söylüyorum ki böyle.

  • her gün verilen onlarca şehit mi lan?

    yoksa yüzlerce yıllık külliyenin önünde yapılan radikal islamcı eylemler mi?

    lan istikrarınıza tüküreyim sizin be. ortadoğu ülkesinden hiçbir farkımız yok amına koyim sultanahmet be. hani şu turistlerin ağzına doladığı ver iz dı sultanahmet denilen yer.

    rezil olduk orospu çocukları dünyaya rezil olduk. neydi bu türk milletinin sizin gibi leş zihniyetten çektiği ya. siktiniz bıraktınız ülkeyi yeter bi defolun lanet olası koltuklarınızdan ya.

  • insanda " ben çok önceden beri dinliyorum" diye haykırma isteği yaratan durumdur. Hele de " sana bi şarkı dinletcem..." giriş cümlesi varsa, arkadasin agzina ağzına terliği vur, " benim şarkımdı lan o" de :)

  • Pkklilarca sehit edilen öğretmen

    1
  • Daha 25 günlük öğretmenken,diyarbakır bismilde bölücü hainler tarafından katledilen şehit öğretmenimiz.

    Tekirdağ Şarköy’de, 1972
    yılında, Alten ailesinin en küçük kızı olarak
    dünyaya gelmişti. Öğretmen olmak istiyordu.
    Eğitim Fakültesi’nden 1993 yılında mezun
    oldu.Ataması Diyarbakır’ın Bismil ilçesine
    yapıldı.
    Bölücü örgüt, öğretmenleri “Türk
    asimilasyonunun” en önemli parçası
    sayarak,eylem yapma kararı almıştı.Emri,
    bugünlerde devlet yetkililerince “kanı
    durdurmak için herkesle görüşülür”
    denilerek müzakere yapılan Apo piçi vermişti.
    Neşe henüz 22 yaşındaydı.Çıtı pıtı,çocuk
    görünümlü bir kızcağızdı. “Bayrağımızın
    dalgalandığı her yere giderim” diyor, başka
    bir şey demiyordu.
    Nokta tayininin çıktığı teröre müzahir bölge
    olan Çavuşlu Köyü’ne ulaşır ulaşmaz, görev
    yapacağı okula gitti.Hali içler acısıydı.
    Köy muhtarı ve köyün ileri gelenleriyle
    konuşup, eksikleri gidermek için yardım
    istedi.Köylüler isteksizdi. Ancak “Parasını ben
    vereyim” deyince onarımı başlatabildi. ilk
    maaşının büyük bölümünü ustalara verdi,
    gerisini de borçlandı.

    1993 yılının 26 Ekim’i…Neşe yorgun argın
    okuldan eve geldi.Program defterine ertesi
    günün derslerini yazdı.
    Biraz dinlendikten sonra babasına “Tamirat
    işleri yüzünden açıldık. Evde sivri biberimiz
    var istersen onları kızartalım ekmek ve
    yoğurtla yeriz” dedi.
    Henüz bir ocakları yoktu.Biberleri
    hazırladı,tavayı mavi piknik tüpüne koydu.
    Ekmek ve yoğurdu masaya bıraktı.
    Hava iyice kararmış, köydeki köpekler sürekli
    havlıyordu.
    Köpek ve rüzgar sesinden,önce kapının
    vurulduğunu duymadılar. Sertçe çalmaya
    devam edince, babası “Kim o” diye seslendi.
    “Açın, hoca hanımla bir şey görüşeceğiz”
    dedi kapıyı çalanlar.
    Açtılar. Karşılarında silahlı iki bölücü piç. “Dışarı
    çıkın” diye bağırdılar.
    Türkçeyi düzgün konuşanı, “Biz faşist T.C.’nin
    hiçbir öğretmenini Kürdistana
    sokmayacağız, biletlerini iptal etsinler”
    demedik mi diyerek, Neşe’nin yaşlı babasını
    tokatlayarak yere yuvarladı.
    Neşe, köylülerden yardım gelir umuduyla
    bağırmaya başladı.Avazı çıktığı kadar
    haykırdı ama köyden yardıma gelen kimse
    çıkmadı.
    Doğrulan babası “Yapmayın” diye
    yalvarıyordu.
    Piçlerden biri silahın namlusunu
    Neşe’nin babasının kafasına dayadı ve tetiğe
    bastı.
    Neşe donup kaldı.Tekrar bağırmak istedi
    ama sesi çıkmadı.
    Kendini olduğu gibi yere bıraktı.
    Neşe’yi saçından tutup tekme ve dipçik
    darbeleriyle köyün çıkışındaki tepeye kadar
    sürüklediler.
    Genç kızın üstündeki elbise paramparça
    oldu.Bedeni sefil yaratıkların gözleri
    önündeydi.
    Bu arada piçlerin sayısı beş olmuştu.
    Neşe gözleri açık ve donuk, ölüme hazır bir
    huri gibi bakıyordu.
    Biri kalaşnikofunu seriye aldı ve Neşe’nin sağ
    göğsünün üstüne dayayıp tetiği çekti.Beş
    mermi Neşe’nin göğsünü parçalamaya
    yetmişti.
    Piçler tatmin olmadı. Diğer göğsünün de
    hakkını verelim dediler gülerek. Aynı işlemi
    cansız bedeninin diğer göğsünde de
    tekrarladı biri.
    Ailesinin üzerine titreyip kıyamadığı Neşe’nin
    elbiseleriyle birlikte vücudu da lime lime
    oldu.

    Neşenin ölümü insan hakları için mücadele
    ettiğini iddia eden hiçbir dernek tarafından
    kınanmadı.
    AB komiserleri kimseye “ne yapıyorsunuz”
    demedi.
    Sokak köpekleri için kıyameti koparanların
    sesi çıkmadı.
    Azıcık nasırına basılsa bağıranlardan tek bir
    açıklama gelmedi.
    Aydınlardan “bunu umursuyorum” diyen
    olmadı.
    Neşe öğretmen ve babasının arkasından on
    binler yürümedi...

    5
... tümü ...

bizi takip edin