favorilere eklediği son 20 entry


... tümü ...
  • faşist zihniyetin kapalı kadınları tüm resmi kurumlardan attırdığı, özel olarak ikna odalarında sözlü taciz ettikleri postmodern darbedir. işbu durumdaki en tezat vak'a ise, özgürlük ve demokrasiyi temsil eden sosyalist bir zihniyetin teist özgürlükler karşısında kin ve nefret ile hareket etmesidir.

  • evet, gerçekten de elin gavuru mars'ta çocuğunu vaftiz edecek hale gelmişken, biz hala "tanrı mı yoksa allah mı?" sorunsalcığı ile uğraşmaktayız.

    "din" gibi konuşmaya bile değmeyecek bir olgu için bunları yazacağım lakin, "tanrı döğöl allah bökörö" diye orda burda din dersi veren ebleh dimağlara hususi olarak belirtmek isterim ki;

    cehalet ürünü söylemlerin içerisinde en yaygın olanı, "tanrı adını kullanan kafirdir; tanrı adını kullanmak günahtır." söylemidir.

    "allah"a "tanrı/tengri" diyenden ziyade, bu saçma sapan argüman ile çıkışan, içkisiz sarhoş olan sığ beyinlerin daha fazla günaha girdiğini biliyor muydunuz?

    tam tabiriyle, "türklere islam'ı öğreten bilge" olarak tanıdığımız hoca ahmet yesevi, divan-ı hikmet'te yer alan 12 şiirinde, defalarca "tanrı" adını kullanmıştır. böyle büyük bir din adamı bile, cahillerin, "tanrı adını kullanan kafirdir." safsatasından nasipleniyor. işin üzücü tarafı, bugün hoca ahmet yesevi'yi tanıyan kişiler de bu söyleme kanmış ve pir-i türkistan için bilmeden kafir iftirasını etmiştir. işte davasına, milletine zarar veren ve insanları günaha sokan cahillerin zararının boyutu, bu kadarıyla bile -kanımca- korkutucudur.

    kimileri, hoca ahmet yesevi'nin tanrı adını kullanmasını, islam'a yeni geçtiğimiz dönemlerin alışkanlığı olarak nitelendirebiliyor. bunu kabul edemeyiz; çünkü kanuni zamanında yaşamış olan edirneli nazmi'nin, "divan- türki-i basit" adlı eserinde de tanrı adını kullandığını görüyoruz.

    ee, hoca ahmet yesevi'nin bu günahı işlediğini söyleyip de, o günahtan örnek vermemek olmaz;

    "tengri teala sözin, resulullah sünnetin, inanmağan ümmetin, ümmet demes muhammed."

    pekii, tanrı adını yalnızca pir-i türkistan ya da edirneli nazmi mi kullanmıştır?

    yusuf has hacip, hepimizin bildiği "kutadgu bilig" adlı eserinde, "tengri ezze ve celle ögdilsin ayur." diye başlar.

    "türklerin tarihi" * ile "moğolların tarihi" adlı eserleri yazan ebul gazi bahadır han da, "tengri teala" adını sık sık kullanmıştır.

    ha unutmadan, edirneli nazmi üstadın kullandığı dörtlük de şöyledir;

    "kutluluğla geldiğince her uruc,
    her müselman şen olup dutar uruc.
    ol ki gerçekten müselman olmaya,
    tengri saglasun, o her gün yer uruc."

    ne kadar harika değil mi?

    kaşgarlı mahmut da, "divan-ı lügati't türk" adlı eserinde, "tengri" adının anlamını 3 şekilde açıklamıştır:

    "ilki; müslüman türklerin taptığı, "ilah" ya da "allah",
    ikincisi; müslüman olmayan türklerin, "gök tanrı"sı,
    üçüncüsü; somut ve soyut görünen her nesnenin, her varlığın adı."

    kısa örneklerle de tanrı ya da "tengri teala" adının islam sonrasında yetişmiş türk büyükleri tarafından da kullanıldığını belirttim. çünkü bu kadarının bile yeterli olabileceğini düşünüyorum. şimdi necip fazıl üstadın "allah tanrı'nın belasını versin." şeklindeki sözü aklıma geldi de, pek de üstat değilmiş anlaşılan.

    demem o ki; bir "tanrı"nız var ise, "tanrı"yı kullanın. biz arap değiliz.

  • ideal devlet adamı. günümüzde adı bilinen ilk türk yazar ve tarihçi.

    büyük göktürk devleti'nin kurucusu kutlug kağan başta olmak üzere kapgan kağan ve bilge kağan'a danışmanlık yapmış, meclis başkanlıklarını bizatihi yürütmüştür. bilge kağan'a vezirlik yapmanın yanı sıra, ona kızını vererek kayınpederi de olmuştur. vezir tonyukuk'un, şahsı adına diktirdiği kitabesinden; göktürkler, juan juan devletinin elinde esir iken doğduğu anlaşılıyor. esaretten de kutlug kağan ile birlikte kurtulmuş ve göktürk devleti'nin kuruluşunda büyük rol oynamıştır. ziyadesiyle başarılı bir stratejist ve taktik ustası olmasından ötürü, batılı türkologlar onun için "türklerin bismarc'ı" ifadesini kullandığı da biliniyor.

    tonyukuk, kendisi adına diktirdiği kitabesinde kendini şöyle anlatmış: "tanrı yarlığadığı (nasip ettiği) için türk budun içinde silahlı düşmanı gezdirmedim. damgalı atı koşturmadım. ilteriş kağan çalışmasaydı, ona uyarak ben kendim çalışmasaydım, il de millet de yok olacaktı. çalıştığım için il, il oldu; millet de millet oldu. kendim artık kocadım. şimdi bilge kağan, türk budununu iyi idare ederek tahtında oturuyor." ırkımızın budizm adlı dinden etkilenmesini engelleyen vezir tonyukuk, aynı zamanda türk milletini surlarla çevrili şehirlere yerleştirerek, çinliler tarafından yeniden köle edilmesini de engellemesiyle bilinmektedir.

    milletine her zaman yol gösterici olan tonyukuk, açlıktan tokluğa, kölelikten bağımsızlığa erişen milletinin yaşayışını da şöyle anlatıyor: "karakurumda tavşan yiyerek, geyik yiyerek oturuyorduk. budunun boğazı tok idi. düşmanımız çevrede ocak gibi idi. biz ateş idik." ad günü tam bilinmese de, tonyukuk'un vefatı 726 yılına rastlar. tonyukuk'un hatırası, ölümünden sonra bilge kağan tarafından "bain-cokto" adlı mevkide yaşatıldı.

  • göktürk kitabelerinin adeta musikiye bürünmüş halini yaratan bir projeyi gerçekleştirmiş kazak türk'ü müzik grubu. dili bilmeyenler için daha az izlenmiş olan fakat türkiye türkçesiyle yazılmış altyazısı mevcut olan bir klibi daha var:

    https://youtu.be/mJpdIxQd0nk

    ne harikulade söylüyorlar. umarım ileride ak parti'nin seçim müziği haline gelmez. işbu yapım, gerçek türk müziğidir. bizans ilahilerinden türeme olan günümüz türk sanat musikisine benzemez.

  • okunduğu gibi yazılma kuralı temelde öz türkçe kelimeler için geçerlidir! ünlü harflerinde uzunluk olan türkçeleşmiş yabancı kelimeler için okundukları gibi yazıldıklarını söyleyemeyiz.

    latin harflerine geçildikten sonra, uzun bir süre boyunca bugünkü bahar kelimesi bahâr, milli kelimesi millî, insani kelimesi insânî şeklinde yazıldı. daha sonra sesli harfleri uzatma işlevi olan "^" kaldırıldı. bugün kelime farklılıklarını göstermek ve ses inceltmesi yapmak için "^" hâlâ kullanılıyor. ama diğer işlevi devre dışı bırakıldı. türk dil kurumu, mustafa kemâl döneminden sonra saçma sapan icraatlar da yaptı. kuralı doğru koyarsan ödün vermezsin.

    atatürk, gerçekten dil bilimlerinden, filolojiden anlayan biri. geometri terimlerini falan bizatihî üretmiş bir dehadır. ama tdk'nın başına zaman içerisinde dil bilimleri ile alâkası olmayan insanlar da geçti maalesef. otorite sahibi oldular. benim ilkokul öğrenciliğim döneminde 6 ayda bir imlâ değişiyordu.

    5
  • "kuyruğu yere degmese birinci olacaktı" bkz: samsun meydandaki heykel

    4
... tümü ...

bizi takip edin