siyabend û xecê

  • Siyabend û Xecê. Bir aşk destanı. Kürtlerde yüzyıllardır süregelen bir geleneğin dengbejliğin günümüze taşıdığı sözlü edebiyat kültürünün en güzel örneklerinden biri.

    Siyabendê Sîlivi ve Xecê Zerê’dir diğer adı destanın. Zerê’nin kızı Xecê ve Sîlivi köyünden Siyabend’in aşk hikâyesi anlatılır. Siyabend yiğit cesur gözüpek bir avcıdır. Aynı zamanda çok da yakışıklıdır. Xecê’nin ise o bölgede güzelliği dillere destandır. Siyabendin gönlü Xecê’dedir. Ama Xecê’nin babasının istediği başlık parasını verecek durumda değildir. Fakirdir. Siyabend’in bölgenin en iyi avcısı olması ve yiğitliğinden dolayı babası Xecê’yi Siyabend’e vermek ister fakat işin sonunda insanların dilinde düşmek vardır. Ve onu isteyen ağalardan, Mirlerden, beylerden çekinir. Veremez kızını Siyabend’e.

    Anasız babasız amcasının yanında yetişen Siyabend gözünü karartmıştır ve sonucu ne olursa olsun Xecê ile evlenmek ister. Xecê de Siyabend için aynı şekilde karartmıştır gözünü oda varmak ister Siyabend’e. Her ikisi de dengbejdir. Gizli gizli buluştuklarında Siyabend başını Xecê’nin dizlerine koyar beraber stran(2) söylerler. Xecê umutsuzdur gözyaşı döker ve bu durumun her buluşmalarında tekrar etmesi Siyabend’in canını çok sıkar. Sonunda ölümde olsa kavuşacağız der ve Xecê’nin gönlüne su serpmeye çalışır.

    Eski bir Kürt geleneği olan ve kızlarla erkeklerin birbirlerini görüp beğendikleri bındarukaya(3) giderler. Burda Xecê’yi gören ağaların, mirlerin oğulları Xecê ye talip olurlar. Xecê hiçbirini istemez. Lâkin babası da artık Xece’yi evlendirmek ister. Siyabend öfkelenir. Başlık parasını bulmakta neredeyse imkânsızdır. Siyabend ile Xecê Süphan dağına kaçarlar. Başka hiçbir seçenekleri kalmamıştır. Heybetli Süphan dağının derin vadilerinde kavuşmanın tadını çıkarırlar. Üç gün vadide saklanırlar. Dördüncü gün vadiden çıkıp yemyeşil bir düzlükte otururlar. Siyabend başını Xecê’nin dizine koyar. Gözkapakları ağırlaşan Siyabend huzurlu bir uykuya dalar. Xecê Siyabend’in başını okşadığı sırada ansızın gelen bir sesle irkilir. Üç geyiğin bir dişi geyiği kovaladığını görür. Çiftleşme dönemidir, normaldir diye düşünür. Ama bir gariplik vardır. Arkalarından koşan güzel bir erkek geyiği, öndeki iri geyik dişi geyiğe yaklaştırmaz. Bu durum Xecê için Siyabend’le aralarındaki aşkın doğadaki karşılığı gibidir. Siyabend’i uyandırmaya kıyamaz. için için ağlar ve gözyaşı Siyabend’in alnına düşer. Siyabend aniden uyanır ve Xecê nin ağladığını görünce ona ‘’Neden ağlıyorsun? Yoksa benimle kaçtığına pişmanmısın? Eğer öyleyse Süphan dağı şahidimdir elimi sana sürmedim. istersen seni geri götürebilirim.’’ der. Bu sözlerin karşılığında Xecê ‘’Azrail göğsüme çöktüğü ana kadar seninleyim.’’ der. Ve ağlamasına sebep olan geyikleri anlatır.

    Siyabend bölgenin en usta avcısıdır. Ve yanından geçen geyiği fark edemediği için Xecê’nin gözyaşlarından kendini sorumlu tutar. Xecê’ye geyiklerin ne yöne gittiğini sorar. Kılıcını, ok ve yayını kuşanır geyiklerin peşine düşer. Geyikleri yakalar. Okunu hazırlar. Geyiği vuracağı sırada başka bir geyik Siyabend’in sırtına boynuzunu geçirir.

    Siyabend uçurumdan aşağı yuvarlanır, sırtından girip göğsünden çıkan bir dal parçasının üzerine düşer. Xecê meraklanır ve Siyabend’i aramaya koyulur. Bir inleme sesi duyar ve sesin geldiği yöne gidince Siyabend’in can çekişmekte olduğunu görür. içi yanar.
    Ve dengbej Xecê Siyabend’e seslenir.

    Süphan dağının başı sislidir Serê çiyayê Sîpanê Xelatê bi mij e

    Süphan dağının altı sislidir Binê çiyayê Sîpanê Xelatê bi mij e

    Kim görmüş, Kim işitmiş Kê dîtiye, kê bînaye

    Av avcıyı öldürsün Ku nêçir, nêçirvan bikuje

    Geyiğin boynuzu uzun tıpkı boyum gibi Gakûviyo, te strudirêjo weke bejna

    Nasıl ayırdın iki sevgilinin ellerini Çawan te ji hev kir destê jin û mêro

    Sukê ağacı gibi uzun boynuzlu Strudirêjo weke dara sûkê

    Nasıl yıktın gelinle damadın bahtını Çawan te xirab kir bextê xort û buk

    Xecê nin bu sözleri karşısında Dengbej Siyabend can havliyle cevap verir.

    Xecê, benim güzel Xecê'm Xecê, Xeca min a delal

    Nasıl da olmadı ikimizin muradı Çawan nebû mirazê min û te

    Biz de Süphan dağına Me ê ji xwe ra li serê Sîpanê Xelatê

    Kursaydık güzel bir çadır Çêkira konekî rind û delal

    Xecê yapma, ağıt yakma Xecê meke, melûrîne

    Al yanaktan, yaş akıtma Hêstiran di ser sûretê sor de nebarine

    Siyabend bu sözlerin sonunda daha fazla dayanamaz ve can verir. Xecê şalıyla gözlerini bağlar ve uçurumdan aşağı bırakır kendini.

    Destana göre Xecê siyabendin göğsüne saplanan dalın üzerine düşer ve cansız bir şekilde kavuşurlar.

    Bu hikâye Süphan bölgesindeki dengbêjler tarafından bu şekilde anlatılır. Bu şekliyle destan mitolojik bir öğe barındırmaz. Fakat Kürdistan’ın farklı bölgelerinde dengbêjlerin anlatılarına göre değişiklik gösterip bazı mitolojik öğelerle süslenmiştir.

    Kürt Sinemasında Siyabend û Xecê
    1991 yılında destanın, Siyabend û Xecê ismiyle filmi de çekildi. Şahin Gök’ün yönetmenliğini yaptığı filmde Siyabend’i Tarık Akan, Xecê’yi ise Mine Çayıroğlu Canlandırmıştır. Hüseyin Erdem tarafından senaryolaştırılan filmde hikâye dengbêjlerin anlatımlarına göre biraz farklılık göstermektedir. Film çekildiği dönemde “sakıncalı” görülmüştür ve gösterimleri engellenmiştir. Kürt sinemasının gelişiminde kuşkusuz bir payı olan filmin çekildiği dönemin politik koşulları ve Kürtçe konuşabilen profesyonel oyuncu sıkıntısı nedeniyle Kürtçe çekilememiş, fakat Kütçe dublaj yapılmıştır. Film bu özelliğiyle Kürtçe dublaj yapılan ilk filmdir.

    bizi takip edin

    omü sözlük © 2015


    birtakım şeyler: iletişim - - -