samsun harlequin club

  • samsun'da, atakum'un körfez mahallesi'nde bulunan küçük bir kale görünümlü gece kulübü.

    --- spoiler ---

    gece kulübünün bende iz bırakan hikâyesi:

    2013 senesinde, ozan doğulu konseri vardı. girişi kişi başı 20 lira ve ilk içeceği bedava olan klişe öğrenci tarifesinden. sınıftan kızlar dediler etkinliğe gidelim. ben istemedim, kafam çekmez öyle eğlence mekânlarını hiç. dediler, biz gideceğiz ama yanımızda erkek yok, illâ sen de gel. ısrar edince bunlar, tamam dedim, madem öyle...

    etkinlik gecesi, beş kişi onlar, iki de arkaşları yanımda yedi hatunla toplam sekiz kişi girdik içeri. geçtik bir masaya. bizim sınıftaki hatunlarda dekolte yok, olağan giyinmişler, ama arkaşları hafif dekolteli. sağ yan masalara baktım, fena dekolteli hatunlar var. sol yana baktım, orası da öyle. döndüm arkaya baktım, bizim arka taraf komple erkek dolu. neyse dedim, iyi yerden seçmişiz masayı, manzaralı, sahneye ile bar bölümü arasında bir yerlerde. o ara bakınırken bizimkiler dedi; biz çok sade giyinmişiz, millet hep full-aksesuar, elit. dedim, klişesiniz ama yapacak bir şey yok. bende gri takım elbise, parlak falan olamımdan değil ama. gayet şık. içine de eflatun rengi gömlek giymiştim...

    sonra içecekleri sipariş ettik. ozan doğulu sahneye çıktığında ben bar bölümüne içecek almaya gittim. bir de ne göreyim: birayı pet bardakla veriyorlar. dedim: "bu ne! ben masayı bırakıp duvar diplerinden güç-bela geçe geçe pet bardakta bira için gelmedim buraya, şunu şişede verin" barmen "olmaz. mümkün değil" dedi. "olmaz diye bir şey yok, ben bu pet bardağı dökmeden hayatta o masaya kadar geri gitmeyi başaramam bu kalabalıkta. birisi elini-omzunu çarpar veya birinin ayağına takılırım, ortam loş zaten" diye uzun uzun şişirdim kafasını elemanın. ısrar edince tamam dedi, vereceğim, ama bekle. barmeni beklerken gotik makyajlı bar dansçısını izledim biraz. sonra aldım birayı. döndüm masaya.

    bizim kızlar hemen "içme sarhoş olursun" muhabbetine geçtiler, dedim "sarhoş olacak kadar içemiyorum zaten, kafaya takmayın" sonra, ozan doğulu bosphorus nights tarzı hit parçalar çalmaya başladı, gecenin artık en hareketli anları. bizim kızlar arada bir şeyler diyorlar, gürültüden pek anlamıyorum ne dediklerini tabii. bizim kızların arkaşlarından birini aldım, dansa kaldırdım zorla. masanın bir metre yanında 5-10 dk dans, ama hatun çekiniyor. pek dans havasında değil. randıman alınamıyor, biraz daha ısrar edersem masada duran benim şişeyi alıp kafama geçirebilir diye düşünerekten aldığım yere geri bıraktım. geçtim yine eski yerime, onun karşısına.

    ozan doğulu performansı 15-20 dakikalık bir ara verdi. masada muhabbet ediyoruz. derken, baktım arkada bir hareketlilik var. iki eleman girmişler birbirine. o uzun, üstü yuvarlak masalardan biri yuvarlana yuvarlana geliyor bana doğru. elmanlar it dalaşında. iki kişi birini kutmuş kollardan, bu yarı büklüm uzunlamasına tekme savuruyor öbürüne. öbürünü de bir kişi kavramış, bu da aynı şekilde ona tekme savuruyor. tak tak iskarpin ayakkabılarını çarpıştırıp duruyorlar. derken, elemanların birisi kurtarıyor kendini, ama arkadaki onu tutuyum derken kazaktan çekince kazağı yırtılıyor. hızla karşısındakinin üzerine çullanmaya giderken ayaklarına takılıp yere düşüyor. adamlar zil-zurna sarhoşlar anlayacağınız, "nasıl rezil olunur" temaşası var ortada. millet yanlara doğru açılmış, çembere almış bunları izliyorlar. birisi çıkıp da kalabalıktan bahis toplayacak neredeyse...

    sonra, iki kişi daha karışıyor kavgaya. kavga artık bir-iki metre yanımıza kadar taşıyor. kavganın etrafındaki çember bizim tarafa doğru daralıyor. bizim kızlara doğru dönüyorum arkamı ve bakıyorum. millet arkalara doğru boşaltmış orayı, kabak gibi ortada bir biz kalmışız. ellerimi açıp siz de geri açılın diyorum bunlara. şu arbedenin ortasından bir çıkın. "yaa nereye gideceğiz" diyorlar. orkestra şefi gibi ellerimi sallayarak işaret yapıyorum "geri, geri" bizim salaklarda tık yok, oldukları yerde bekliyorlar. öyle öyle çırpınıp bunlara laf anlatmaya çalışırken, birden sağ omzuma sert bir darbe geliyor. arkama dönüp bakıyorum elemanlar düşe kalka birbirlerini hırpalama telaşındalar hâlâ. sonra aşağı bakıyorum, kırık vodka şişesi yuvarlanıyor. şerefsizlerin içlerinden biri vodka şişesini fırlatıp bana denk getiriyor. muhtemelen omzuma çarpınca kırılmıyor, yere düşünce kırılıyor şişe, ama hemen bir ıslaklık hissediyorum. anlıyorum ki benim ceket bir duble vodkayı içmiş. bizim kızlara bakıyorum, hâlâ mal gibi bekliyorlar masada. nevrim dönmüş durumdayım, ters ters bakıyorum kızlara. birden arkadan, sol kolumdan birisi yapışıveriyor. bir anlık tepkiyle, boşta olan sağ elimle yumruk vurma isteği oluşuyor bende. fakat, sağ omzuma aldığım darbeden dolayı koluma hükmedemiyorum. kafamı çevirip bakıyorum, "iyi misin müdür" diye soruyor birisi. onun tanıdık olduğunu fark ediyorum, bizim üniversitenin amerikan futbolu takımındaki arkadaşlar korumalık yapmak için ekstraya gelmişler meğer. "iyiyim" diyorum. sonra, eleman beni bırakıp diğer arkadaşlarıyla birlikte hemen kavga eden dürzüleri paketleyip atıyorlar kulüpten dışarı. ekstraya gelen koruma arkadaşlar sağolsunlar, mekân adına özür bile diliyorlar benden mahçup olup. teşekkür ediyorum.

    gecenin devamında kızlar, arada bir iyi olup olmadığımı soruyorlar. olumlu yanıt veriyorum, ama bir taraftan da sigarayı sol elle içiyorum o sıra tabii yaklaşık yarım saat sonra sağ kol mekanizması yavaş yavaş düzelmeye başlıyor benim. o ara etkinliğin son demleri artık. etkinlik bittikten yarım sonra da mekânı terk ediyoruz.

    --- spoiler ---

  • erinmeden tek tek okudum vallahi. havadar bir durum bence mihrilugatın blog sayfası olmalı hem içten hem özenli yazıyor

    bizi takip edin

    omü sözlük © 2015


    birtakım şeyler: iletişim - - -