kürşat ihtilâli

  • Köktürk Devleti’nin yıkılmasıyla binlerce Türk, Çin hâkimiyetine girdi. Bu durumu hazmedemeyen Doğu Köktürk Kağanı Çuluk’un küçük oğlu Kürşat, esaretin onuncu yılında Çin’e karşı bir ihtilal yapmaya karar verdi. “o gece gökteki yıldızlar titreşip yanıyor, Ötüken’den gelen sert bir rüzgar ciğerlere dolup taşıyordu. Kürşat’ın evinde toplantı vardı. Kürşat’la Bögü Alp güvendikleri Türk beylerinden birkaçını çağırmışlardı. Aldıkları buyruk gereğince yayan olarak geliyorlardı. Her zamanki gibi ciddilerdi. Fakat başladıkları işin ululuğundan habersizlerdi. Tarihe mâl olmuş kahramanlıkların en şanlısını yapacaklarını bilmiyorlardı. Kürşat söze başladı: Türk beyleri! On yıl süren tutsaklık sona erecektir. Ötüken’de devlet kuran atalarımızın ruhunu daha çok incitmemek, ıssız kalmış bozkırları daha çok yalnız bırakmamak, yağıyı daha çok güldürmemek, budunu ünsüz bırakmamak, Türk tanrısını daha çok öfkelendirmemek için devleti yeniden kuracağız. Devlet diriltmek için de Çin’in kağanına karşı bir ihtilal yapacağız.”

    Kürşat ve otuz dokuz arkadaşı Çin sarayını basarlar. Ancak başarılı olamaz, sarayı terk ederler. Onları takip eden çin ordusuyla yaptıkları çatışmada yenilerek hayatlarını kaybederler. Ancak Kürşat ve arkadaşlarının ruhları bütün Ötüken’de dolaşmaya başlar:

    “birden buralar bulutlandı. Sis gibi, duman gibi fakat onlardan daha başka, daha güzel bir şey çevreyi sardı. Sonra birdenbire bu dümdüz beyazlığın üzerinde, yerden birisinin kalktığı görüldü. Elinde yerden kaldırılmış, gönderi kurt başlı bir tuğ vardı. Yarasından kanlar akan bu hayalet Kürşat’tı.

    Bir eliyle tuğu yükseltirken öteki eliyle dumanlı alana bir işaret yaparak “Kalkın.” Diye haykırdı. Kırk şehit birden kalktılar. Kürşat eliyle ilerde bir şeyi gösterdi. “Oraya!” diye gürledi. Gösterdiği yer Tanrı Dağı idi. Tepesinde atalarının ruhları dolaşıyordu. Kırk şehidin ruhu bir fırtına gibi, bir musiki, bir ışık gibi akarak Tanrı Dağı’na doğru yürümeye başladı. Onları orada başlarında ;Alper Tunga olan efeler kabilesi bekliyordu. Bu kırk bir şehidin çevresini bir anda yüz binlerce başka şehitler sardı. Tanrı’nın huzurunda başlayan bu en muhteşem resmî geçit büyük, sonsuz boşluğu sarsarken birdenbire bir türkü; azametli, ürpertici, tanrısal bir türkü kainatı titretti”.

    Nihal atsız
    Bozkurtların ölümü

    6
  • Unuttuysanız eğer kürşad adlı çeriyi,
    Hatırlatırız yine o yağmur kokan geceyi...

    1

    bizi takip edin

    omü sözlük © 2015


    birtakım şeyler: iletişim - - -