geceye bir şiir bırak

  • sozlukte eksik olan tek baslik olsa gerek. (yalan)

    her gecenin siirlerinin toplandigi baslik.

    2
  • "Sözü, makamı, notası
    Türk'e dair bir türküyüm
    Yarınki Türk'ün atası
    Dünkü Ata'nın Türk'üyüm."

  • Ey Milletim,
    Ben, Mustafa Kemal'im
    Çağın gerisinde kaldıysa düşüncelerim,
    Hala en hakiki mürşit, değilse ilim,
    Kurusun damağım, dilim.
    Özür dilerim
    Unutun tüm dediklerimi,
    Yıkın, diktiğiniz heykellerimi

    Özgürlük hala,
    En yüce değer
    Değilse eğer
    Prangalı kalsın diyorsanız, köleler
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yıkın, diktiğiniz heykellerimi

    Yoksa, çağdaş medeniyetin bir anlamı,
    Ortaçağa taşımak istiyorsanız zamanı,
    Baş tacı edebiliyorsanız
    Sanatın içine tüküren adamı
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yıkın, diktiğiniz heykellerimi

    Yetmediyse acısı, şiddetin, savaşın.
    Anlamı kalmadıysa
    Yurtta sulh, dünyada barışın.
    Eğer varsa ödülü, silahlanmayla yarışın.
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yıkın, diktiğiniz heykellerimi.

    Özlediyseniz fesi, peçeyi.
    Aydınlığa yeğliyorsanız, kara geceyi.
    Hala medet umuyorsanız
    Şıhtan, şeyhten, dervişten.
    Şifa buluyorsanız,
    Muskadan, üfürükçüden
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yıkın, diktiğiniz heykellerimi

    Eşit olmasın diyorsanız, kadınla erkek
    Kara çarşafa girsin diyorsanız,
    Yobazın gazabından ürkerek
    Diyorsanız ki, okumasın
    Kadınımız, kızımız;
    Budur bizim alın yazımız
    Unutun tüm dediklerimi.
    Yıkın diktiğiniz heykellerimi

    Fazla geldiyse size, hürriyet, cumhuriyet
    Özlemini çekiyorsanız,
    Saltanatın, sultanın
    Hala önemini anlayamadıysanız,
    Millet olmanın
    Kul olun, ümmet kalın,
    Fetvasını bekleyin, şeyhülislamın
    Unutun tüm dediklerimi.
    RAHAT BIRAKIN BENi

    Süleyman Apaydın
    __________________

    4
  • Bekle dedi gitti
    Ben beklemedim, o da gelmedi...
    Ölüm gibi bir şey oldu
    Ama kimse ölmedi...

    2
  • Bir sırrım var, kendime bile söyleyemeyeceğim
    Yıllarca saklayacağım onu, bir tılsım gibi, bana seni hatırlatan
    Bir sırrım var, kimseye söyleyemeyeceğim
    Bir sırrım var, küçük bir mücevher, ruhumun zincirinde asılı

    Nasıl bir sır ki bu, “seni seviyorum”a sığmayan?
    Nedir bu sır, hayatını değiştiren?

    Bir sırrım var, narin bir beyaz çiçek, senin adına konuşan
    Gelmiyorsun diye buraya, kapatmış kendini, konuşmuyor kimseyle
    Bir sırrım var, küçük ve parlak bir ay, seni kaybettiğim zaman parıldar sadece
    Rehberim olur benim o, her “seni seviyorum” deyişimde, telaşa kapılmadan

    Nasıl bir sır ki bu, “seni seviyorum”a sığmayan?
    Nedir bu sır, hayatını değiştiren?

    1
  • Göğsün siper almıştır kalbin deli çarparken
    Nefesin nefese değme telaşı nefes nefese kalırken..
    Polyanna bile içten içe mutluluğuna imrenirken
    Ansızın yağmur başlar, güneş batar masal biter!

    1
  • Akşam Erken iner Mapushaneye

    Akşam erken iner mahpushaneye.
    Ejderha olsan kar etmez.
    Ne kavgada ustalığın,
    Ne de çatal yürek civan oluşun.
    Kar etmez, inceden içine dolan,
    Alıp götüren hasrete.

    Akşam erken iner mahpushaneye.
    iner, yedi kol demiri,
    Yedi kapıya.
    Birden, ağlamaklı olur bahçe.
    Karşıda, duvar dibinde,
    Üç dal gece sefası,
    Üç kök hercai menekşe...

    Aynı korkunç sevdadadır
    Gökte bulut, dalga kaysı.
    Başlar koymağa hapislik.
    Karanlık can sıkıntısı...
    "Kürdün Gelini"ni söyler maltada biri,
    Bense volta'dayım ranza dibinde
    Ve hep olmayacak şeyler kurarım,
    Gülünç, acemi,çocuksu...

    Vurulsam kaybolsam derim,
    Çırılçıplak, bir kavgada,
    Erkekçe olsun isterim,
    Dostluk da, düşmanlık da.
    Hiçbiri olmaz halbuki,
    Geçer süngüler namluya.
    Başlar gece devriyesi jandarmaların...

    Hırsla çakarım kibriti,
    ilk nefeste yarılanır cıgaram,
    Bir duman alırım, dolu,
    Bir duman, kendimi öldüresiye,
    Biliyorum, "sen de mi?" diyeceksin,
    Ama akşam erken iniyor mahpushaneye.
    Ve dışarda delikanlı bir bahar,
    Seviyorum seni,
    Çıldırasıya...

    Ahmed Arif
    SAYGILARIMLA..

    2
  • Savrulurken kırmızı pelerininin raconu o zarif öfkeye
    Zaman ki sana hasta oldu incelikli haytasın,

    Nüksederken raksına mahellenin maşallahı eyvallahı
    Güzelleş be oğlum şimdilik ölümüne kadar hayattasın.

    3
  • Bu yaşa erdirdin beni,gençtim almadın canımı
    ölmedim genç olarak,ölmedim beni leylak
    büklümlerinin içten ve dışardan
    sarmaladığı günlerde
    bir zamandı
    heves ettim gölgemi enginde yatan
    o berrak sayfada gezindirsem diye
    ölmedim, bir gençlik ölümü saklı kaldı bende.
    Vakti vardıysa aşkın,onu beklemeliydi
    genç olmak yetmiyordu fayrap sevişmek için
    halbuki aşk,başka ne olsundu hayatın mazereti
    demedim dilimin ucuna gelen her ne ise
    vay ki gençtim
    ölümle paslanmış buldum sesimi.

    Hata yapmak
    fırsatını Adem’e veren sendin
    bilmedim onun talihinden ne kadar düştü bana
    gençtim ben ve neden hata payı yok diyordum hayatımda
    gergin bedenim toprağa binlerce fışkını saplar idi
    haykırınca çeviklik katardım gökyüzüne
    bir düşü düşlere dalmaksızın kavrayarak
    bulutu kapsayarak açmadan buluta içtekini
    tanıdım Ademoğlu kimin nesiymiş
    ter döküp soru sormak nereye sürüklermiş kişiyi.

    Çeşme var,kurnası murdar
    yazgım
    kendi avcumda seyretmek kırgın aksimi.

    Gençtim ya,ne farkeder deyip geçerdim
    nehrin uğultusu da olur,dalların hışırtısı da
    gözyaşı,çiğ tanesi,gizli dert veya verem
    ne fark eder demişim
    bilmeden farkı istemişim.
    Vay beni leylak kokusundan çoban çevgenine
    arastadan ırmaklara çarkettiren dargınlık!
    Yola madem
    çöllerdeki satrabı yalvartmak için çıkmıştım
    hava bozar,yüzüm eğik giderdim yine
    yaza doğru en kuduzuyla sürüngenlerin sabahlar
    yola devam ederdim.

    Gençtim işte şehrin o yatık raksından incinen yine bendim
    gelip bana çatardı o ruh tutuşturucu yalgın
    onunla ben
    hep sevişecek gibi baktık birbirimize.
    bir kez öpüşebilseydik dünyayı solduracaktık.

    Oysa bu sürgün yeri,bu pıtraklı diyar
    ne kadar korkulu yankı bulagelmiş gizlerimizde
    hani yok burda yanlışı yoklayacak hiç aralık
    bütün vadilere indik bir kez öpüşmek için
    kalmadı hiç bir tepe çıkılmadık
    eriyeydik nesteren köklerine sindiğimizce
    alıcı kuş pençesiyle uçarak arınaydık
    ah,bir olaydı diyorduk vakar da yoksanaydı
    doğruydu böyle kan telef olmasın diye çabalamamız
    ama kendi çeperlerimizi böyle kana buladık
    gönendi dünya bundan istifade
    dünya bayındırladı:
    Bir yakış,bir yanış tasarımı beride
    öte yakada bir benî adem
    her gün küsülü kaldık.

    Bunca yıl bu gücenik macera beni tutuklu kılan
    artık bu yaşa erdirdin beni,anladım
    gençken almadın canımı,bilmedim
    demek gökten ağsa bile tohum yürekten düşecekmiş
    çünkü hataya bağışık büyük hatadan beri nezaret yer
    çiğ tanesi sanmak ne cüret,gözyaşıymış
    insanın insana raptolduğu cevher.

    Şimdi tekrar ne yapsam dedirtme bana yarabbi
    taşınacak suyu göster,kırılacak odunu
    kaldı bu silinmez yaşamak suçu üzerimde
    bileyim hangi suyun sakasıyım ya rabbelalemin
    tütmesi gereken ocak nerde?

    ismet Özel

    2
  • bu şiir her gecenin olabilir. her okuyuşumda tüyler diken

    ikimiz birden sevinebiliriz göğe bakalım
    Şu kaçamak ışıklardan şu şeker kamışlarından
    Bebe dişlerinden güneşlerden yanab otlarından
    Durmadan harcadığım şu gözlerimi al kurtar
    Şu aranıp duran korkak ellerimi tut
    Bu evleri atla bu evleri de bunları da
    Göğe bakalım

    Falanca durağa şimdi geliriz göğe bakalım
    inecek var deriz otobüs durur ineriz
    Bu karanlık böyle iyi afferin Tanrıya
    Herkes uyusun iyi oluyor hoşlanıyorum
    Hırsızlar polisler açlar toklar uyusun
    Herkes uyusun bir seni uyutmam bir de ben uyumam
    Herkes yokken biz oluruz biz uyumayalım
    Nasıl olsa sarhoşuz nasıl olsa öpüşürüz sokaklarda
    Beni bırak göğe bakalım

    Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
    Bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi
    Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    Bana dönesin diye bir bir kapattım
    Şimdi otobüs gelir biner gideriz
    Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    Bir ellerin bir ellerim yeter belleyelim yetsin
    Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    Durma kendini hatırlat
    Durma göğe bakalım

    Turgut Uyar

    3
  • Sustu another life gazinosu
    Sustu şarkılar
    Paletimde renk sustu fırçamda şekil
    Ve bu gece ilk defa

    şimal körfezinde
    Sustu paramosun mazgallarından
    Şehre pancur pancur dökülen arya,
    Artık ne tayfalar mevcut,

    ne komondoslar,
    No o kor tenli,

    kızıl saçlı kanarya.
    Bu medar ikliminin tenha gecesinde
    Sardı bambu kamışlarını pişman bir sukut
    Sardı bu sızı
    Hani birdenbire bazen etrafımızı
    Sapsarı bir şüphe sarar ya
    işte öylesine

    berbat bir hal var
    Hiçbir şey düşünmek istemiyorum,

    hiçbir şey
    Ama dördüncü tarassut kulesinde
    Bir şüpheli sinyal var
    Hayır, hayır yalan bütün bunlar
    Artık ne kadere inanıyorum ne fala
    Yalan söylüyor o falcı kadın
    O hintli parya
    Ben yalnız sana inanıyorum
    Yalnız sana marya
    Beni kahrediyor böyle geçen her gece
    Bu hoyrat yıldızlar,

    bu su,

    bu okyanus, bu yer
    Ve gökyüzünde emanet duran
    Şu asma fener
    inan ki sevgili marya
    Ne varsa hepsi yalan

    hepsi keder
    Ve hepsi omuzumuzun üstünde

    çaresiz bir yük
    Ve hepsi angarya
    Biliyorum bu sabah güneşle beraber

    biliyorum
    Bir vapur demirleyecek

    bu nankör limanda
    Polün ebedi matemine rağmen
    Virjini olabilirdi bu vapurda
    Ama sen yoksun biliyorum

    sen yoksun
    Baharda geleceğim diyordun hani
    işte mevsim bahar ya
    Fırçam neden böyle titrer bilir misin
    Ve neden resimlerde fon sapsarı
    Anlıyorsun değil mi yavrum
    Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun
    Bu tropikal zehir
    Bu müzmin malarya,
    Sensiz nasıl da boş iskele
    Sensiz nasıl da tenha şehir
    Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde
    Koydan yıldızları çalmışlar

    bir bir,
    Yine birkaç çımacı,

    birkaç palikarya
    Ama kim düşünür yıldızları
    Yüzbaşı Arnold`u vurmuş yerliler
    Matemler içinde

    tekmil batarya.
    Bu insanlar,

    bu gök bu deniz, bu yer
    Birer birer kaybolmaya mahküm,

    birer birer
    Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde

    susuz
    Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz
    Nasıl, ağlıyor musun marya
    Sil gözlerini

    sil yavrum
    Bizim yokluğumuzdan ne çıkar
    Aşkımız var ya...

    Bekir Sıtkı Erdoğan

    1
  • Çok uzun emekler verir ilişkisini yürütmek için.

    Birinin kadını olmayı yüreği, beyni, ruhu o kadar zor kabul etmiştir ki, başka bir adama ait olmayı istemez.

    Erkek gibi, çorbanın tuzu eksik diye kavga çıkarmaz mesela, tam tersi, konuşmamız lazım der.

    Erkekler de en çok bu cümleye sinir olurlar. Ertelenir o konuşmalar, maç bitimine, yemek sonrasına ve daha birçok lüzumsuz şeyin ardına ötelenir.

    Kadınlar inatçıdır, hayata tutundukları gibi, aşklarına da sahip çıkarlar.

    Bu yüzdendir, konuşup derdini anlatma isteği, karşı tarafı ikna edene kadar uğraşırlar.

    Sonunda pes eder adam, bir ışık görür kadın, tüm derdini paylaşır.

    Genellikle ne cevap alır? Abuk sabuk konuşma!
    Gereksiz ve saçma gelmiştir adama anlatılanlar, hiç de üstünde durmamıştır.

    Yine bir sıkıntı, tatmin edilemeden geçiştirilir ve adam gün gelip bunların kendisine ok gibi döneceğini bilemez.

    Bir kadın şikayet ediyorsa, ya da erkeklerin deyimi ile vıdı vıdı ediyorsa; erkek bilmelidir ki, o ilişkiden hala ümidi vardır kadının.

    Yürütmek, birlikte yaşamak, sorunları çözerek mutlu olmak istiyordur.

    Daha önemlisi, o adamı hala seviyordur.

    Kadın susarak gider!

    En önemli detaydır, erkeklerin hiç anlayamadığı durum işte bu kadar basittir.

    O gün gelene kadar konuşan, kavga eden, tartışan kadın, kendini sessizliğe vermiştir.

    Ne zaman ümidini o ilişkiden kestiyse, o zaman sevgisi de yara almış demektir.

    Yüreğindeki bavulları toplamıştır, kafasındaki biletleri almış ve aslında bedeni orada durarak, ilişkiden çıkıp gitmiştir.

    Kadın, gerçekten gitmişse, çok sessiz olmuştur ayrılışı, kimse hissetmeden, kapıları vurup kırmadan gitmiştir.

    Her akşam eve geldiğinde, kapının açıldığını gören adam anlamaz ama bir kadın sessizce gider.

    Ne mutfağında yemek pişiren, ne yan koltukta televizyon izleyen, ne gece ruhunu kenara koyarak yatakta sevişmeye çalışan kadın, artık o kadındır.

    Bir kadının çığlıklarından, kavgalarından korkmamak gerekir, çünkü kadının gidişi sessiz ve asildir.

    CEMAL SÜREYA

    2
  • Hadi bu da benden kendinden soğutan eski sevgiliye gelsin:


    Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
    Onlardan kalbime sevda geçmiyor
    Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
    Çünkü bence şimdi herkes gibisin

    Yolunu beklerken daha dün gece
    Kaçıyorum bugün senden gizlice
    Kalbime baktım da işte iyice
    Anladım ki sen de herkes gibisin

    Büsbütün unuttum seni eminim
    Maziye karıştı şimdi yeminim
    Kalbimde senin için yok bile kinim
    Bence artık sen de şimdi herkes gibisin

    Gönlümle baş başa düşündüm demin;
    Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
    Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
    Akisleri sönen bir ses gibisin.

    Mâziye karışıp sevda yeminim,
    Bir anda unuttum seni, eminim
    Kalbimde kalbine yok bile kinim
    Bence artık sen de herkes gibisin.

    4
  • madem saat 00.00'ı geçti


    nerdesiniz? gün ışığında buluşacaktık, hani
    venüs yıldızının bir adım ötesinde
    nerden mi geliyorum, sormayın
    merihte bir meyhaneden

    böyle çok dolaştım ellerim ceplerimde
    samanyolunda bir aşağı bir yukarı
    bir kuyruklu yıldız geçti yanımdan
    aklımı başımdan aldı

    nasıl bir evrensiniz anlayamadım
    bir gözünüzde ay, bir gözünüzde neptün
    yağıyor saçlarınıza ışık ışık
    bütün yıldızları gökyüzünün

    nesiniz, nerdesiniz bilmiyorum
    aylardan eylül, renklerden mavi misin
    hiç böyle aydınlık pazar gördünüz mü
    nedir uzayda bekleyiş bilir misin?

    trilyon yıldır bunca beklemem sizi
    ne zamandır ufkumda parlayıp durmaktasınız?
    zuhal halkası mıdır boynunuzdaki
    kim bilir kaç milyar ışık yılı uzaktasınız?

    ümit yaşar oğuzcan

    4
  • Sevda gibi bir gizli emel ruhuna sinmiş;
    Bir haz ki hayalden bile üstün ve derinmiş.
    Gökten gelerek gönlüne rüzgar gibi inmiş,
    Bir sır ki bu,ölsen bile açamazsın...

    Anlatması imkansız olan öyle bir an ki,
    Hülyadaki ses varlığının gayesi sanki...
    Bak emrediyor:Daldığın alemden uyan ki,
    Mutlak seveceksin beni, bundan kaçamazsın...

    Kalbin benim olsun diyorum,çünkü mukadder...
    Cismin sana yetmez mi? Çabuk kalbini sök,ver!
    Yoktur öte alemde de kurtulmaya bir yer!
    Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...

    Ram ol bana,ruhun yeni bir aleme girsin...
    Yazmış kaderin:Aşkıma ömrünce esirsin!
    Aklınla,şuurunla,hayalinle bilirsin.
    Mutlak seveceksin beni,bundan kaçamazsın...

    Hüseyin Nihal Atsız

    2
  • Geçtim!
    Dönüp sırtımı kalabalıklara
    Kanayan yerlerime iki kat fondöten sürüp
    (Baba beni makinist yap)
    Gençtim, bilmiyordum o zamanlar
    Gitmeye yeltenmenin gitmek demek olmadığını.
    Şimdi bütün ağrırken, tırnaktan saç diplerime
    Ağaramazken şafak ve ağlarken mütemadiyen
    (Baba beni depresyona sok)
    Doğru ne yanlış ne hepsi iç içe geçmişken
    Sen varken tek güzel olan, bırakıp nasıl gideyim?
    Geçtim!
    Dönüp sırtımı kalabalıklara
    Evim bildim seni, geçmişim ve geleceğim
    Oralarda bir yerdeyken sen ve en güzel ihtimalken
    Bir şey gelmiyor elimden
    (Baba benim kafama sık!)
    N'olur bana bir şey söyle ne yaptığımı bileyim
    Ne eksikse sen tamamla, son derece yorgunum
    Çok uykum var, öp beni, öpersen ne güzel uyurum

    (Baba beni ona götür..)

    ali lidar

    3
  • Esrik yitişlerde eprimiş bir sarkaçtı kösnüllüğüm.
    Ne renkti aidiyet açmazının sarmalları?
    Rigor mortis kadar apaydınlık.
    Ve büsbütün ayrıksı bir antoloji.

    1
  • Bu da benim her gecemin şiiri olarak kalsın burda:
    Seni saklayacağım inan
    Yazdıklarımda, çizdiklerimde,
    Şarkılarımda, sözlerimde.

    Sen kalacaksın kimse bilmeyecek
    Ve kimseler görmeyecek seni,
    Yaşayacaksın gözlerimde.

    Sen göreceksin, duyacaksın
    Parıldayan bir sevi sıcaklığı,
    Uyuyacak, uyanacaksın.

    Bakacaksın, benzemiyor
    Gelen günler geçenlere,
    Dalacaksın.

    Bir seviyi anlamak
    Bir yaşam harcamaktır,
    Harcayacaksın.

    Seni yaşayacağım, anlatılmaz,
    Yaşayacağım gözlerimde;
    Gözlerimde saklayacağım.

    Bir gün, tam anlatmaya..
    Bakacaksın,
    Gözlerimi kapayacağım..
    Anlayacaksın

    -Özdemir Asaf

    1
  • Bugün pazar.
    Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar.
    Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün
    bu kadar benden uzak
    bu kadar mavi
    bu kadar geniş olduğuna şaşarak
    kımıldamadan durdum.
    Sonra saygıyla toprağa oturdum,
    dayadım sırtımı duvara.
    Bu anda ne düşmek dalgalara,
    bu anda ne kavga, ne hürriyet, ne karım.
    Toprak, güneş ve ben...
    Bahtiyarım...

    Nazım Hikmet..Ruhu şad olsun

  • Haydi Abbas, vakit tamam
    Akşam diyordun işte oldu akşam.
    Kur bakalım çilingir soframızı
    Dinsin artık bu kalb ağrısı.
    Şu ağacın gölgesinde olsun
    Tam kenarında havuzun
    Aya haber sal çıksın bu gece
    Görünsün şöyle gönlümce
    Bas kırbacı sihirli seccadeye
    Göster hükmettiğini mesafeye
    Ve zamana.
    Katıp tozu dumana
    Var git
    Böyle ferman etti Cahit
    Al getir ilk sevgiliyi Beşiktaş'tan;
    Yaşamak istiyorum gençliğimi yeni baştan.

    Cahit Sıtkı

    3
  • oysa sende tek bir damla istemiştim.
    sana kocaman bir deniz sunmak için.
    şimdi gidiyorsun.

    k.t

  • bir daha bana benzeme angel


    yağmura çok teşekkür ederim
    bu gece yalnızca cesedime yağdı

    bana bir şey olursa diye korktum
    seni birkaç saniye düşünürsem;
    düşünürken üşürsem diye korktum
    oturup siyah portakallar yedim
    oturup korkunç kitaplar okudum
    içimde bir sıkıntı gibi cinayet
    içimde bir sığıntı gibi telaş
    içimde felaket gibi bir merak
    hislerimin uzağına düştüm, şimdi çok üzgünüm
    şimdi çocukluğumun uzağına da düştüm
    daha da düşersem diye korktum
    seni birkaç saniye düşünürsem;
    ay kıvrılırsa diye
    kan kıvranırsa diye
    can sıçrarsa ölürken bir yerlere,
    daha da ölürsem diye korktum
    seni birkaç saniye düşünürsem;
    sessem, sersem bir heceysem eğer
    seni bir kelime edersem diye korktum
    seni kötü bir cümlede kullanırsam
    adını söylerken takılırsam, yalnış telaffuz edersem
    böyle bir günah işlersem
    tanrı affeder diye korktum

    yağmura çok teşekkür ederim
    bu gece yalnızca bu şiire yağdı

    sağol aşkım
    sağol kırık kolum, kesik bileğim, kırık yüzüm,
    kesik geleceğim, kırık sonsuzluğum

    her şeye rağmen
    yağmura bulanmış, güzel bir yazdı


    kucuk iskender

    3
  • ÇOCUKSUN SEN / I

    Dünyanın dışına atılmış bir adımdın sen
    Ömrümüzse karşılıksız sorulardı hepsi bu
    Şu samanyolu hani avuçlarından dökülen
    Kum taneleri var ya onlardan birindeyim
    Yeni bir yolculuğa çıkıyorum kar yağıyor
    Bir aşk tipiye tutuluyor daha ilk dönemeçte
    Çocuksun sen sesindeki tipiye tutulduğum
    Dönüşen ve suya dönüşen sorular soruyorsun
    Sesin bir çağlayan olup dolduruyor uçurumlarımı
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Birisi adres sorsa önce silaha davranıyorum
    Kekemeyim en az kasabalı aşklar kadar mahçup
    Ve üzgün kentler arıyorum ayrılıklar için
    Bir yanlışlığım bu dünyada en az senin kadar
    Ve sen kendi küllerini savuruyorsun dağa taşa
    Bir daha doğmamak için doğmak diyorsun
    Ölümlülerin işi bir de mutlu olanların
    Onların hep bir öyküsü olur ve yaşarlar
    Bırakıp gidemezler alıştıkları ne varsa
    Çocuksun sen her ayrılıkta imlası bozulan
    Susan bir çocuktan daha büyük bir tehdit
    Ne olabilir, sorumun karşılığını bilmiyor kimse
    Kötü bir anlatıcıyım oysa ben ve ne zaman
    Bir kaza olsa adı aşk oluyor artık
    Aşksa dünyanın çoktan unuttuğu bir tansık
    Seni bekliyorum orda, o kirlenen ütopyada
    Kirpiklerime düşüyorsun bir çiy damlası olarak
    Yumuyorum gözlerimi gözkapaklarımın içindesin
    Sonsuz bir uykuya dalıyorum sonra ve sen

    Hiç büyümüyorsun artık iyi ki büyümüyorsun
    Adınla başlıyorum her şiire ve her mısrada
    Esirgeyensin bağışlayansın, biad ediyorum.
    Çocuksun sen ve bu dünya sana göre değil


    ÇOCUKSUN SEN / II

    Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüm
    Bir çiçeğe tutundum düşerken, ordayım hâlâ
    Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
    Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
    Zaman benim işte, nesneleşiyor tüm anlar
    Dursam ölürüm paramparça olur dünya
    Çocuksun sen sesinin çağlayanına düştüğüm
    Uçurum diyordun bir aşk uçurum özlemidir
    Bırakıyorum öyleyse kendimi sesinin boşluğuna
    Tutunabileceğim tüm umutları görmiyeyim için
    Gözlerimi bağlıyorum geceyi mendil yaparak
    (Gözlerim bir yerlerde daha bağlanmıştı, bunu
    Unutmuyorum unutmuyorum unutmuyorum hiç)
    Bir rüzgâr esse ellerin fesleğen kokuyor
    Kırlangıçlar konuyor alnına akşamüstleri
    Bu yüzden bir kanat sesiyim yamaçlarda
    Üzgün bir erguvan ağacıyla konuşuyorum
    Ayrılığın zorlaştığı yerdeyim ve dalgınlığım
    Bir mülteci hüznüne dönüyor artık bu kentte
    Çocuksun sen alnına kırlangıçlar konan
    Bir bulutun peşine takılıp gittiğimiz yer
    Okyanus diyelim istersen ya da sen söyle
    Batık bir gemiyim orda, seni bekliyorum
    Upuzun bir sessizliğim fırtınalar patlarken
    Gövdem köle tacirlerinin barut yanıkları içinde
    Ve gittikçe acıtıyor yaralarımı tuzlu su
    Çocuksun sen, büyümek yakışmazdı hiç
    Gülüşünün kokusuyla yeşerdi bu elma ağacı
    (Soluğunun elma kokması bundandı belki)
    Bir elma kokusuna tutundum düşerken
    Sallanıp durmaktayım bir saatin sarkacı
    Nasıl gidip geliyor gidip geliyorsa öyle
    Çocuksun sen, çocuğumsun

    AHMET TELLi

    2
  • Dünyaya bir daha gelirsem
    Aklı başında bir insan olacağım
    Akşamları erken uyuyacağım
    Ne işim var öyle meyhanelerde
    Pazarları
    Parklarda gezeceğim
    Karımla


    Ben onu bunu bilmem
    Şunu bilirim
    Şunu söylerim
    Ölmek veya ölmemekte
    Bütün mesele
    Bütün mesele
    Yetişir ki insan ölmesin
    Akşamları uyuyup
    Sabahları uyansın
    Ve saçları dağılsın rüzgarda
    Yetişir

    muzaffer tayyip uslu - ölüler konuşuyor

    1

galeri (4)

kilic63
2016-01-13 00:50:55
de hayde
2016-02-02 03:22:53
lilith
2015-12-06 00:53:54

bizi takip edin

omü sözlük © 2015


birtakım şeyler: iletişim - - -