demokrasi ve eğitim sorunu

  • siyasal bir sistem olan demokrasinin siyasal olmayan bir kurum olan eğitimle ilişkisinin ürünü olan eğitim sorunudur. aslında daha spesifik olmak gerekirse eğitimin gerçek maliyeti ile demokrasi/devlet sistemi arasındaki ilişkiden bahsedeceğim. o yüzden temel birkaç terimi açıklayayım önce, sağlam bir teori ortaya koymak istediğim ve genel hatlarıyla anladığımı düşündüğüm için iktisadı, bu yüzden bazı temel iktisadi terimleri kullanacağım.

    arz ve talep: iktisat teorisinin temel taşıdır, talep tüketicilerin bir ürüne olan isteğini belirtir, arz da talep olan ürünün sunumunu. say yasalarına göre arz talebi dengeleme eğilimindedir.
    enflasyon: enflasyon kısaca arz fazlasının arz olan ürünün birim değerini düşürmesidir. mesela merkez bankaları fazlaca para bastığında fiyatların artması da bu yüzdendir, piyasada asıl talepten fazla para olduğu için paranın birim değeri düşmüştür, bu yüzden alışveriş yaparken aynı miktar ürün için daha fazla para harcamak zorunda kalırsınız.
    zaman-tercihi: bireylerin isteklerini karşılamak için beklemeyi göze aldıkları zamanı belirten ölçü. kısa vadeli düşünmek veya uzun vadeli düşünmek olarak düşünülebilir. zaman-tercihi düşük olan biri ileride daha fazla kazanmak için şimdi yatırımı fazla yapar, zaman-tercihi yüksek biri de emeğinin karşılığını hemen ister.
    fırsat maliyeti: bir işi yapmak için vazgeçilen diğer şeylerdir. mesela iki saatlik zamanı geçirmek için yapabileceğiniz şeyler, kitap okumak, ders çalışmak ve film izlemek olsun. eğer film izlemeyi seçerseniz sizin fırsat maliyetiniz iki saat boyunca ders çalışmak veya kitap okumaktır. yani sizin kapitalinizin alternatif yatırım alanlarıdır denilebilir.

    bunlar temel kavramlar. şimdi eleştiriye geçelim:

    demokrasi, yüksek-zaman tercihini teşvik eder. çünkü seçimler kısa vadelerle yapılır, siyasetçiler de kendilerini bu kısa vadelere göre hazırlar. siyasetçiler yirmi beş-otuz yıl sonrasını değil, önümüzdeki seçimi kazanmanın derdindedirler çünkü o kadar uzun süre sonra kendilerinin başta olacağının veya o zaman için yaptıkları yatırımların bir önemi yoktur. bu yüzden siyasetçiler bedelini ilerideki nesillere ödetmek pahasına kısa vadede göze hoş gelen vaatlerde bulunurlar çünkü bunun bir maliyeti yoktur. eğitim sorunu da burada başlamaktadır. şu anki iktidar partisi hem her ile bir üniversite açma projesine imza atmış, hem de eğitimi ücretsiz hale getirmiştir. kulağa hoş gelen bu eylemlerin faturası şu anda ortaya çıkmaya başlamıştır. yüzlerce vasıfsız üniversite açılmış, öğrenciler maliyeti çok düşük olduğu için ileride kendilerine para kazandırmayacak bölümlere dolmuş, mühim meslekler de değersizleşmeye başlamıştır. her ile üniversite ile ücretsiz eğitimin tek sonucu diploma enflasyonudur. yüz binlerce lisans mezununun işsiz gezmesinin, diplomalarının bir değeri olmamasının nedeni tam olarak budur. çünkü karşılıksız basılan para gibi karşılıksız üniversite diploması dağıtılmaktadır. siyasiler "her ile bir üniversite açtık, eğitimi ücretsiz hale getirdik" martavalını okuyup oy toplarken her nesli bir öncekinden daha sefil bir duruma itmektedir. ücretsiz & herkese eğitim siyasilerin işine gelir çünkü hem reel işsizliği gizler hem de "bir şeyler yapıyormuş, halkın çıkarına çalışıyormuş gibi" görünürler.

    işsizlerin yanında tek umudu kpss olan yine bir o kadar öğrenci vardır. her sene dershanelere, kurslara, sınavlara hem müthiş para hem de vakit harcarlar. bu sorunların yeni yeni gün yüzüne çıkma nedeni başta dediğimiz demokrasinin kısa vade teşviğidir. büyük bir şerefsiz olan keynes'in dediği gibi "uzun vadede hepimiz ölüyüz" lafını benimseyen siyasiler, o vadenin geleceğini düşünmedikleri halde şimdi önlerinde durmaktadır.

    peki bu sorundaki fırsat maliyeti nedir? işe yaramayacak bir diploma almak için en az dört senesini ve bu dört sene içinde binlerce lirayı heba etmek yerine bu kişiler iş gücüne katılabilir, girişimci olabilir veya kendi istedikleri bir konuda uzmanlaşıp geçimlerini böyle kazanabilirlerdi. işte fırsat maliyeti burada. siyasilerin bu tür hareketler sergilemediği bir toplumda çoğu iş için üniversite diplomasına gerek bile kalmayacakken şimdi her yer sadece lisans diploması istemekle yetinmiyor, ludwig von mises'in "halk adamı gibi görünerek halk düşmanlığı yapanlar" derken kast ettiği kitle tam olarak bunlar işte. dostu düşmanı tanımak gerek bazen.

    1

    bizi takip edin

    omü sözlük © 2015


    birtakım şeyler: iletişim - - -