omü hikaye

  • an itibariyle açtığım başlık.

    omü sözlük yazarları olarak üstün yaratıcılık becerilerimizle bir hikaye yazıyoruz. zamanında nedenmiş fakat pek başarılı olmamış sanırım, yani bu hikayede daha güzel bir senaryo bekliyoruz.

    Öncelikle kurallarımız;
    - karakteri öldürmüyoruz
    - karakterin yaşadıklarının tamamı bir rüyaydı safsatası yok
    - her türlü dayak yiyebilir, aşık olabilir, r11 kapısına sıkışabilir (karakterimiz)
    - trollemeyin (bkz: üç harfle kısaltılan hakaret içeriği)
    - işbu giriyle hikayeye başlıyoruz...

    Oda arkadaşının alarm sesiyle uyandı Hakkı, KYK yurdunda üç kişilik bir odada kalıyordu. Yine lanet ederek uyandı güne, saate baktı, sabahın yedisiydi. On dakika daha tavana bakarak vakit geçirdi. Neden omüye geldiğini sorguladı önce, sonra evrenin oluşumunu düşündü. Acaba her şey onun kafasında mıydı? Yoksa beyni bir kavanozda mıydı? On dakika boyunca bu sorularla kafasını yordu, kendi kendine münakaşa etti. Neden sonra oda arkadaşı Selim'in sesiyle uyandı, Selim Hakkı'yla aynı fakültede okuyordu. Hakkı bir çırpıda üzerine günlük kıyafetlerini geçirip Selimle beraber kahvaltıya indi. Odalarındaki üçüncü çocuk, Abdulcabbar adında Senegal'li biriydi ve her gün saat altıda uyanıp koşuya giderdi. Bu sebeple Selim ve Hakkı, kahvaltıya inerken onu beklememişlerdi. Alelacele yapılan kahvaltının ardından, ki yine patates yetişmemişti ve reçelli salamlı kahvaltı yapmışlardı, hızla tramvaya doğru yola çıktılar...

    1
  • ... Hakkı ve selim derse gitmek üzere yola koyuldular. Yolda yürürken okula gitmekte olan bir çocuk gördü hakkı. Sırtındaki çantayı zar zor taşıyor ve yürürken çekiştiriyordu. Yüzü soğuktan ifadesizleşmiş burnu ise kızarmıştı. Birden çocuğun mavi montu takıldı hakkının gözüne. Aynı monttan kendisinde de vardı. Okula gitmek için evden çıkarken annesi her seferinde önünü kapatmasını tembihlerdi ama o hiç kapatmazdı. O montunu düşündü şuan nerededir acaba? Evinde duruyor mudur yoksa annesi birilerine mi vermiştir. Çocukluk günlerini hatırladı o sırada. Sürekli okuldan kaçıp arkadaşlarıyla top oynar, yakındaki bahçelerden taze meyveler aşırırlardı. Okula gittiği günlerde bile 15 dakikada ödevlerini bitirir hemen kendini sokağa atardı. Bu rahatlığı çok özlediğini farketti. Vizeler, finaller, alttan kalan dersler, üstten alınan dersler, proje ödevleri, derken ne kadar yorulduğunu farketti. O kadar yoruluyordu ki yorulduğunu farkedemiyordu bile. Kafası çok doluydu sürekli hayallere dalıyordu. Sonra selime döndü ve -"büyüdük be selim", dedi.

    ...

    1
  • Selim'in aklında ise akşamki maça yatırdığı kupon vardı. Bu ayki harçlığının çoğunu yatırmıştı kupona, bir kazanayım şu parayı diyordu. Hakkı'nın seslenmesi ile irkildi. Evet dedi büyüdük ama hala okuyoruz hayallerimdeki zengin yakışıklı adam olamadım henüz. bir gün o da olur dedi hakkı. olur muydu sahi? Selimi fazla Düşündürdü bu soru. derken Varmışlardı okula. derse girerken gözleri o kızı aradı Hakkı'nın. yoktu, neredeydi bilmiyordu. Gerekirse seni görmemek için yaşadığım ülkeyi bile değiştiririm değiştirmişti Leyla. değiştirmiş olabilir miydi gerçekten yoksa bir haftalık kendine tatil mi vermişti bilmiyordu, bildiği tek şey vardı eksik hissettiği. dersliğe girdiler, ders başladı.

  • lanet hoca blok yapacaktı, bu da tabii ki Hakkı'nın da uyku konusunda blok yapacağı anlamına geliyordu. yaklaşık on dakika kadar omüsözlükte takılıp kafasını usulca koydu masaya. neden sonra salyasının aktığı hissiyle mi yoksa selimin dürtmesiyle mi bilinmeyen bir sebeple uyandı. leyla, gelmişti derse. demek ki o da seviyordu. evet, evet. bu şekilde mesaj veriyordu. tabi ya başka ne olabilirdi ki?

  • ...

    Taabiii yaaaaaa... Leyla gibi dersleri takmayan, umursamaz, tembel bir kız dersi dinleyip okulu bitirmek için gelecek değildi ya, elbette ki hakkı için gelecekti.

    Leyla hocanın yüz ifadesini görmeyi merakla kapıda beklerken hakkı da onu izlemekteydi. "Geç otur bakalım" dedi hoca, ama bu son olsun diye de ekledi. Yüzünde rahatlama ifadesiyle ön sıralardan birine yöneldi leyla, tam oturacakken hakkıyla göz göze geldiler. Sırasına oturduğunda leylanın kalbi yerinden çıkacakmış gibi atıyordu, büyük bir hafifleme hissetti sanki iç organları uçup gitmiş 20 kilo vermişti. Hafifleyen vücuduna kalbi o kadar baskı yapıyordu ki akciğerleri 5000 tl lik müzik sistemiyle donatılmış apaçi arabasının dikiz aynası gibi titriyordu. Kendini sakinleştirip defterini çıkardı.

    Hakkı ise sabah apar topar çıkıp tarayamadığı saçını düşünüyordu. Sakallarını da iki haftadır kesmemişti ama nede olsa kızlar bundan hoşlanıyordu. Leyla gelmeden önce kurmaya başladığı hayallerine leyla geldikten sonra ona bakarak devam etti.
    ...

    bizi takip edin

    omü sözlük © 2015


    birtakım şeyler: iletişim - - -