nihal bengisu karaca'nın 22 haziran 2009 tarihli yazısı

  • fethullah gülen'i bitirme planı moral desteğini nereden alıyor?

    geçenlerde yayınlanan "fethullah gülen'i bitirme planı" başlıklı yazıma gelen bazı tepkiler ve sorular, benim için de son
    derece tazeleyici, pekiştirici oldu. okurların çoğu, ergenekon davasında ortaya çıkan belge, bulgu, söylentilerin yöneldiği
    yerde, yani tsk bünyesinde yahut sözde sivil bağlantılar kurgulamış emekli askerler nezdinde "bazı sorunların varlığının
    kesin olduğunu", sürecin askerin siyasete müdahalesinin gayri meşruluğunu vurgulamak bakımından önemli olduğunu,
    ancak dava müddetince adalet duygusunu rencide eden işler de yapıldığını söylüyorlar. bu konuda mutabıkız. "ancak"
    diyor kimileri ve o "ancak" tan sonra işin rengi değişiyor: "bu işin ardında olsun olmasın, cemaatlereizin vermemek lazım,
    hele hele fethullah gülen'in cemaatine"

    nasıl yani?
    anlamaya gayret ediyorum. bu tepkiler kendilerini evveliyatı olan belli başlı soru ve iddialarla ortaya koyuyorlar. öteden
    beri işittiğim şeyler, fakat önemsiz değiller. zira aşağıdaki iddia ve soruların bazıları aynı zamanda "gülen'i bitirme planı"
    nı yürürlüğe sokmak isteyenlere moral destek sağlayan konular. en iyisi, hem soruları yanıtlamak hem de bu vesileyle
    şahsi görüşlerimi açıklamak diye düşünüyorum.

    "cemaat, tek tip adam yetiştiriyor" söylemi ve etrafında yoğunlaşan sorular...
    belirli referansları olan her grup, sol görüşlüyse "eşitlik", sağ görüşlüyse ya da cemaat söz konusu ise "kardeşlik"
    adına farklılıkları törpüler, tabiatı gereği törpülemeye yatkındır. velev ki cemaat "tek tip adam" yetiştiriyor. iyi de, sonuçta
    "adam" yetiştiriyor...

    kendi kısır ve küçük havzasında kalsa, tek meziyeti mahallenin kahvehanesinde okeye dördüncü olmak olacak olan
    birçok adam, cemaatle tanıştığı için din, ahlak ve şehirli bir perspektif kazanmıştır. Belirli bir standardın altında olanlar için
    cemaat yükseltici, boyut katıcı bir işlev görmüştür; belirli bir standardın üzerinde olanın payına ise kendisini törpülemek ve
    topluluğun derecesine çekilmek düşmüştür, evet. ama elimizi vicdanımıza koyalım; onlar da cemaatle karşılaşmasalardı,
    picasso, heidegger ya da liz taylor olacaklardı da cemaate girdikleri için normal insanlar gibi yaşamak zorunda kaldılar
    diye bir şey yok.

    "o, amerika ile işbirliği yaptı" iddiası...

    vaktiyle komünizmle mücadele derneklerini desteklediğinden bahisle işin ucunu abd'lere kadar uzatmaya, kestanepazarı
    ve pentagon arası sanal hatlar kurmaya hiç gerek yok. cemaatin dindarlık vizyonunun, din düşmanlığı yapan komünizmle
    mücadeleye girmemesi garip olurdu asıl. genelde sağ kesim, özelde dindar kesim, mesele inanç ve değerleri olduğunda,
    "şimdi ben dinimin, inancımın peşine düşersem bu abd'nin işine mi gelecek?" diye düşünmezler. öte yandan "amerikancı"
    denilen gülen'in, abd'de oturma izninin süresinin uzatılması ile sorun yaşadığı yakın tarihte gazetelere yansımıştı. o kadar
    amerikancıydı, o kadar abd muhibbiydi de, bir izin meselesinde nasıl böyle sorunlar çıktı diye düşünmek lüzum eder.

    gülen'in abd güdümlü küreselleşmeye karşı çıkmaması...

    postmodern filozofun biri, türkiye ziyaretinde verdiği konferansta şöyle demişti: "21. yüzyılda abd'nin küresel hegemonik
    gücünün karşısına ağaç gibi dikilirsen yıkılırsın. hiçbir stabil güç, simetrik yapı, o gücün karşısında dik duramaz. rüzgâr
    güçlüdür. bundan böyle her direniş, her muhalif duruş, ancak o rüzgâra katılarak ve o rüzgârdan faydalanarak başarılı
    olabilir. ağaç gibi önüne dikilerek değil, o rüzgâra katılıp tohumlarını o rüzgârın aracılığıyla savurarak, dağıtarak."
    bana kalırsa gülen'in abd ve küreselleşmeye ilişkin tutumunu yukarıdaki cümleler eşliğinde okumalı. rüzgârla dağılan
    tohumlar alegorisi, dünyanın dört bir yanına dağılan okullara benziyor. o okullar ve öğretmenleri rüzgârın yönünde
    gidiyorlar doğru, ama kimsenin kimseyi ezmediği bir dünya tasavvuruyla, birer tohum olarak. bu mefhum bazılarını "anti
    emperyalist mücadele" söyleminden daha çok heyecanlandırıyor diye onlara kızacak mıyız?

    28 şubatta gülen, başörtüsüne füruat dedi; o dönem, insanların temel hakları için yürüyüş yapmalarına bile karşı çıktı.
    sizin gibiler gülen'i, bu konuda nasıl affedebiliyor? diye sorulmuş ve hep sorulur...

    gülen'in geçmişteki tavrını benimsememek ayrı şey, gülen'in temsil ettiği sosyal talebi görmezden gelmek, karalanmasına
    rıza göstermek ayrı şey. öte yandan, gülen 28 Şubat döneminin şartlarında başlayabilecek toplu eylem ve yürüyüşlerin
    çatışmaya dönüşmesinden, kitlelerin zulüm göreceklerinden endişelendi sanırım. ben bireysel olarak, "keşke yasakların
    kabul edilemez olduğunu söyleyip bizi isyana davet etseydi, gerekiyorsa polis veya asker bizi patır patır öldürseydi. oysa,
    şimdi öyle mi? artık tilki olduk, ölmek zor gelir" diye hayıflanabilirim. böyle düşünmekte hürüm. o bir kanaat önderi olarak
    böyle düşünmekte hür değil. o her daim "durun, siz kardeşsiniz" demekle mükellef. o yüzden benim gibi kişiler kendilerine
    dünyevi zevkler edinmezlerse, kontrolü elden bırakırlarsa "terörist" oluyor, onun gibi kişiler de dünyevi zevklerden arınarak,
    çalışarak ve aklıselim üzere konsantre olarak "lider" oluyor.

    kaynak için tıklayınız

    --- spoiler ---

    ak parti şakşakçısı nihal bengisu karaca'nın 20 haziran 2009 tarihli köşe yazısıdır. ak parti camiasının gündeme ilişkin sözlerinin, savlarının aynısıdır, aynasıdır.

    bugün utanmadan, arlanmadan yine çıkıp da insanları kendisiyle aynı düşünceleri paylaşmıyor diye darbe şakşakçılığı yapmakla itham edebilen iğrenç insanların gözlerine gözlerine sokmak istediğim yazılardan birisidir.

    düşüncesini ve karakterini satan, goygoyculuk yapan, kendi partici propagandasını "milli birlik ve beraberlik" adı altında sunan insanlarla benim hiçbir şekilde bir "millî birlik ve beraberlik" olgusu içerisinde yer almam söz konusu olmadı, olmaz.

    ayrıca (bkz: nihal bengisu karaca'nın 20 haziran 2009 tarihli yazısı)
    ayrıca (bkz: nihal bengisu karaca'nın 7 ağustos 2016 tarihli yazısı)

    --- spoiler ---

    bizi takip edin

    omü sözlük © 2015


    birtakım şeyler: iletişim - - -