nihal bengisu karaca'nın 20 haziran 2009 tarihli yazısı

  • ak parti'yi ve fethullah gülen'i bitirme planı

    tsk içindeki karanlık bir gruba atfedilen fethullah gülen'i ve ak parti'yi bitirme planı vahim bir tabloya işaret ediyordu.
    belgenin içeriğini vahim bulanlar bile gülen ve cemaat hakkında ileri sürülen ithamların doğruluğunda birleşiyor.
    yani, "gülen emniyeti ele geçirmiş olabilir, orduya sızmış olabilir, ama yine de belgenin içeriği vahimdir" deniliyor.
    ergenekon süreci'nde yaşanan gerilimin bu izlenime katkı yaptığı bir sır değil. süreçte cemaat mensubiyeti olanlar da
    eleştirilecek şeyler yapmış olabilir, ama poyrazköy'den çıkarılan silahları, asit kuyularında bulunan kemikleri fethullah
    gülen tezgahlamış gibi davrananlar var ki, yaptıkları, gerçeğin önüne kalın bir perde çekmekten başka bir şey değil...
    edinilen son belge, "akp'yi ve fethullah gülen'i bitirme planı" belgesi, "bütün bunların arkasında hoca ve cemaati var"
    tezinin yeniden dolaşıma girmesine neden olacak gibi görünüyor. zira bir süredir üniversite döneminde hasbelkader
    bir cemaat muhibbi ile tanışmış kişiler bile televizyon ekranlarına çıkıp saatlerce cemaat yapılanması ve tehlikeleri
    konulu vaazlar veriyorlar.

    emniyet mi? emaniyet mi?

    ergenekon sürecinde yerli yersiz pek çok ismin soruşturma kapsamına alınması, iddianamede ismi geçen ve "darbe
    yapmaya teşebbüs" ile ilişkilendirilen bazı kişilerin haksız yere itibarsızlaştırıldıkları gibi eleştiriler ciddiyetini koruyor.
    hukuk mantığını ve vicdani ilkeleri kendi tarafgirliğiyle yahut başka kuyruk acılarını bahane ederek yok sayan tutumlar
    olduysa, bunlar er ya da geç ortaya çıkar, tarih bu türden tutumları affetmez. bunu bir kenara yazalım. ancak herkesin
    kendi tecrübesine dayanarak cemaat analizi yaptığı şu günlerde, ben de kendi kişisel tecrübemi bilirim. cemaatin bir
    üyesi ya da bireyi olmak için bir vaftiz törenine gerek yok, nasıl cemaat üyesi olunur onu da bilmiyorum. fakat, zaman
    gazetesi'nde çalışmışlığım var. son yıllarda yazı işleri toplantısına katılmışlığım... ergenekon soruşturmasında gülen'in
    parmağı var ise, gerek o toplantılarda gerek koridorlarda "bizim emniyetteki çocuklar da amma iyi iş çıkardı keh keh"
    türü bir galibiyetin tınısına bir kez olsun rastlamam gerekirdi diye düşünüyorum. ama hiç böyle bir şey olmadı. bu bir
    hukuk mücadelesi değil de bir iktidar mücadelesi ise eğer, neden bu türden davranışlara rastlamadım? bu benim için
    önemli bir veridir.

    benim anladığım, gülen'in davası emniyeti ele geçirmek değil, insanlara ena-niyetlerini ele geçirebilmelerinin yollarını
    öğretmek. velev ki bu fikir bazı emniyet mensuplarına cazip gelmiş olsun, yıllar içinde onun sempatizanı haline gelmiş
    olsunlar - ki bilmiyoruz böyle bir şey var mı? - sempati duymak ile kesin inançlılık içinde kriminal tezgahlarla arasında
    önemli bir fark olduğu açık değil midir? sempati ile kesin inançlılık epey farklı şeylerdir. bunun adını bildik manada
    "örgütlenme" olarak koymak çok ileri bir iddiadır.

    öte yandan, gülen her mahalleye bir cemevi açılsın diyor, kürtlere yanlış yapıldı zamanında diyor, örf ve adetlerimiz
    "dayağı" meşrulaştırdı, şiddetin her türünü hayatımızdan çıkarmalıyız diyor. soralım, kaç emniyet mensubu "alevi
    cemevleri" ile ilgili böyle düşünmekte ve özellikle "kürtler" söz konusu olduğunda sopayı kullanmayı yanlış bulmakta,
    şiddetle ilgili önkabullerini değiştirmekte? gözaltında, tutukluluk sürecinde işkence vak'aları azalmış mı? bir de bunlar
    üzerinden tartışsak diyorum, örgütlenme iddialarını. yanıtlar olumsuzsa, gülen emniyet'te örgütlenememiş, istese de
    başaramamış demektir. yanıt olumluysa, eh o zaman bundan iyisi şam'da kayısı, emniyet demokratikleşiyor ve şiddete
    mesafe alıyor, açın hoca'nın önünü, iyice örgütlensin demek lüzum eder.

    latife bir yana. mevzu bu kadar masumdu da gülen ve hareketi nasıl oldu da "rejimin bir sorunu gibi telakki edilebilir
    hale geldi?" diyebilirsiniz. gelir, çünkü rejimin "makbul vatandaş" tasavvurundan farklı referansları olan bir "makbul insan"
    tanımı, bizimki gibi kırmızı çizgileri keskin rejimler tarafından her halukarda tehlike olarak algılanır. bizimki gibi rejimler,
    kamusal alanı devletin damgasını taşıyan, çeşitliliklere olabildiğince az yer veren bir alan olarak tasavvur ederler. üstelik,
    doğal olarak farklı perspektiflerin farklı sosyal talepleri olacaktır. bu sosyal talepler tehlike gibi algılanıp baskılandığında
    siyasi talepler devreye girer. bu sürecin kendisi, rejim için başlı başına tehlikedir, onu irtica tanımıyla değersizleştirmeye
    çalışır. diğeri de doğal olarak ortada irtica filan olmadığını kanıtlamaya azmeder. gülen azmetmiştir, en büyük başarısı da
    büyük başarısı da, en büyük suçu da bu azim neticesinde mürteci olmayan inançlı insan tipinin yetişmesine katkı yapmış
    olmasıdır. devletin dindar kimliği dışlamak için kullandığı gerekçeleri hükümden düşürmesidir.

    bu süreç aynı zamanda daha en başta şu "sosyal talep" meselesini bile hazmedememiş olanların cemaati ve gülen'i
    faturulandırma isteğine gebedir. bu faturalandırmanın boyutları da, son belgenin pekala ergenekoncu zevat tarafından
    hazırlatılıp, sonra sahteliğine karar verilmesi, akabinde de "belgeyi cemaat hazırlatmış, çünkü ordumuzu gözden
    düşürmeye çalışıyorlar" komplosuna kadar genişleyebilir. "komployla suçlama komplosu" da artık bir ihtimal olarak
    masada durmaktadır.

    kaynak için tıklayınız

    --- spoiler ---

    ak parti şakşakçısı nihal bengisu karaca'nın 20 haziran 2009 tarihli köşe yazısıdır. ak parti camiasının gündeme ilişkin sözlerinin, savlarının aynısıdır, aynasıdır.

    bugün utanmadan, arlanmadan yine çıkıp da insanları kendisiyle aynı düşünceleri paylaşmıyor diye darbe şakşakçılığı yapmakla itham edebilen iğrenç insanların sözlerine gözlerine sokmak istediğim yazılardan birisidir.

    düşüncesini ve karakterini satan, goygoyculuk yapan, kendi partici propagandasını "milli birlik ve beraberlik" adı altında sunan insanlarla benim hiçbir şekilde bir "millî birlik ve beraberlik" olgusu içerisinde yer almam söz konusu olmadı, olmaz.

    ayrıca (bkz: nihal bengisu karaca'nın 22 haziran 2009 tarihli yazısı)
    ayrıca (bkz: nihal bengisu karaca'nın 7 ağustos 2016 tarihli yazısı)

    --- spoiler ---

    bizi takip edin

    omü sözlük © 2015


    birtakım şeyler: iletişim - - -