kadın olmak

  • kimliğini,

    varlığını,

    yaşam hakkını,

    varolmak için erkek olmak zorunda olmamayı, kendisi olarak yaşyabilmeyi seçmek

    bizimki gibi toplumlarda bunun için savaşmak, mücadele etmek, çokça ölmektir.

    not: hayır kadın değilim.

    not 2: hayır üzerine alınmaması gereken hiç bir "bayan" üzerine alınmamalı.

  • Bence dünyada ki en zor şey

    2
  • Olumsuz taraflarına bakacak olursak, Bir kız bebek olarak dünyaya gelmek, kız çocuğu olarak büyümek, kadın olarak yaşamak şüphesiz zordur. Bazıları için daha zordur hatta.

    Cinsiyet ayrımı henüz bebekken başlar. Genel tavır olarak Kız çocuklarına "Hanım hanımcık olsun benim kızım, ev işi öğrensin, yemek yapsın, ahlaklı olsun, iyi bir aile kursun, iyi biriyle evlensin..." yaklaşımı sergilenir. çeyizi hazırlanmaya başlanır daha küçükken. biraz daha şanssız doğanlardansa hele "okuyup napacak?" denilir, kendisine ne yapmak istediği sorulmadan. "kır dizini otur evinde" denilir. küçük yaşta evlendirilir mesela, dayak yer kocasından "Erkektir yapar" derler, aldatılır "erkek sever de aldatır da sen katlan" derler. çalışmak ister "hayır ben sana bakarım" derler, ekonomik özgürlüğünü eline alsın istemezler çünkü. gece sokağa çıkıp başına bir şey geldiyse suçlu o'dur; bir kadının o saatte sokakta işi olamaz. sokakta kahkaha atsa eleştirilir, hamileyken sokağa çıksa ayıplanır, etek giyse tecavüzü hak eder, evinden işine giderken sabahın bir saatinde tacize uğrayabilir, Gece dolmuşa tedirgin biner, ıssız bir sokaktan geçerken hızlı davranır. kısaca kendini korumayı kendi öğrenir. Çünkü erkeğe çocukluktan itibaren "oğlum göster amcana.." diyerek erkek olmakla gurur duymanın gerekliliği aşılanır. Yanlış yetişmiş bir erkekten kendini korumak zorundadır kadın. Diğer türlü namussuz olur.

    Tüm bu olumsuzluk içinde güçlüdür de kadın çünkü kadın olmak anne olmaktır. Ötesi yok, daha güzeli yok.

    Kendi kızına güçlü olmayı öğreten, "Erkektir yapar" demeyen, yarım insan muamelesi yapmayan kadın güzeldir.
    Kendi oğlunu, "Kendini korumak zorunda olduğu erkekler" gibi yetiştirmeyen bir anne güzeldir.
    Gücünün farkına varmış bir kadın güzeldir.
    Kendinden sonra doğan kızlar, Şanssız doğanlardan olmasın diye uğraşan bir kadın güzeldir.
    kendi ayakları üzerinde durabilen, kendine söz söyletmeyen kadın güzeldir.
    "kız okumaz" diyenlere inat iyi bir yerlere gelip ülkesi için uğraşan kadın güzeldir.

    Kadın olmak her şeye rağmen güzeldir. Seçme şansım olsa yine kadın olmayı seçerdim.

    3
  • türkiye'de oldukça zordur . o kadar insan var ki 12 yaşındaki masum çocuğa bile sarkıntılık yapıyorlar . sırf kadınlar benden korkmasın diye yolumu değiştiren , karşıya geçen , adamım . kadınlar kesinlikle hak ettiği değeri görmüyorlar . türban takar adı çıkar , saçı açık gezer onun bunun çocuğu olur . etek giyer fahişe damgası yer , tamamen kapanır yobaz olur .
    1-2 haftalığına karadeniz'e gitmiştim . bir kafede otururken önümüzden daha 13-14 yaşlarında kız çocuğu geçti . yan masada oturan amca ağzından sular akarak baktı . " hoop dayı nereye bakıyorsun ! " dedim . adam(?) hala bakmaya devam etti beni umursamadı bile .
    yav arkadaş onlar oyuncak mı ? onlar fahişe mi ? onlar senin onun bunun anası . sana kim veriyor bu gözle taciz hakkını ?
    bazen bu tip adamlarla aynı cinsiyeti , aynı vatanı paylaştığıma üzülüyorum inanın hepsini hadım etmek gerekiyor.

    dipnot : feminist değilim sadece içimdekileri döktüm

    5
  • sözlükte sık yazıyorum. bu yazım çok nadir olarak sonuna kadar okunmasını rica ettiğim, naçizane her zamanki gibi klişelerden farklı şeyler (yanlış anlaşılmasın, benden önce yazılanlar hep klişe şeyler anlamında söylemiyorum bunu) yazacağımı vaadettiğim, bu şekilde kendi çapımda bakış açılarınızı genişletebileceğimi düşündüğüm bir metin sunacağım.

    türkiye'de cumhuriyet devrimi ile birlikte kadın hakları üzerine önemli mesafe kaydedildi. 1960'lar itibariyle dünyaya yayılmaya başlayan, 1970'lerden sonra daha da kuvvetlenen ikinci feminist dalga, türkiye'ye biraz daha geç girdi. feminist akımın türkiye'de sekteye uğramasının sebeplerinden birisi, türkiye'de sivil toplum anlayışının yetersizliğidir. bir diğeri, batı toplumlarında "birey" anlayışının ağır basması, türk toplumunda ise mahalle, köy ve aşiret anlayışlarının ağır basmasıdır.

    dokuz çocuklu bir kadın, köyden şehre geldiğinde feminist manifesto ile karşılaşmadı değil. karşılaştı. ama, eşine kadın haklarından bahsedip onuncu çocuğu doğurmak istemediğini, kendisinin de bir birey olduğunu, kendisinin de söz hakkı olduğunu, kız çocuklarının mal gibi alınıp satılamayacağını söylediği zaman bu kadın eşinden dayak yedi. dayak yedikten sonra ne sığınabileceği kadar güçlü bir feminist örgütlenme, ne onu koruyabilecek kadar güçlü bir yasal zemin, ne de onu haklı bulacak ulusal ve yerel normlar buldu. hak arayışı çok uzun sürmedi.

    eşitlik ve demokratikleşme gibi kavramlar dile getirilirken, bunların bir "süreç" içerisinde gerçekleştirilebilir ve "tümden gelim tüme varımsal" olgular olduğunu vurgulamak icap eder. türkiye'de kadın cinayetlerini, tacizi ve tecavüzü azaltabilecek asıl etken olan "sivil toplum" anlayışını, hadım ve idam yasalarını konuştuğumuz kadar tartışmıyoruz. mesela bir toplumda tüketiciyi korumak için tüketiciyi koruma kanunları çıkarılır, ama kanun çıkarmak yetmez! kanunlardan haberdar olmak, derdini ve mağduriyetini anlatmak için tüketicilerin başvurabileceği "tüketiciyi koruma dernekleri" kurulur ve yaygınlaştırılır. bu kurumların amacı yasalara etki etmek, yasaların uygulanışını denetlemek, mağdur durumda olanlarla yasal yollar arasındaki bağlantıyı sağlamak, imkânları kolaylaştırmak, süreçleri hızlandırmaktır.

    senin hadım kanunu çıkarman yeterli olmaz. kadın haklarını güçlendirebilecek, yasa uygulamalarını denetleyebilecek ve sorgulayabilecek stk'ları yaygınlaştırman ve kâle almandır önemli olan.

    gelgelelim, türkiye'de sivil toplum kuruluşlarına üye insan sayısı nüfusun %10'u %15'i kadar. sivil toplumda aktif rol üstlenen insan sayısı ise %5 kadar. kritik seviyede yetersiz!

    ***

    kadın olmak zor. çünkü kadını giydiği kıyafete, yaptığı makyaja, imajına, davranış şekline göre yargılayan, sınıflandıran bir toplumsal algı mekanizması var. biliyorum...

    kadın olarak tayt giyip sokağa çıktığında çevredeki bakışlarla, bazen kısık sesli, bazen yüksek sesli konuşmalarla, hatta taciz mahiyetinde sataşmalarla yargılanacaksın. sadece taciz mi, tecavüz etmek için de fırsat kollayanlar var, aman ha! ama farkında olmanı istediğim bir şey var. ben farklı bir cinsiyetteyim, ama tayt giyip sokağa çıktığımda bana da neler neler söylerler bir bilsen. hatta tacize, tecavüz etmeye yeltenme, neler neler... böyle bir şeyle karşılaştığımda kendimi koruyabileceğim muamma. yukarıda da söylediğim gibi, "biliyorum."

    kadın olmak zor. çünkü taciz, tecavüz. güçlü kadın olmak gerek, muhakkak, biliyorum.

    "biliyorum" çünkü, zayıf görülüp tacize ve tecavüze uğrayan sadece kadınlar değiller! bunu seni teselli etmek için, yahut sadece sen değilsin diyerek bununla yaşaman gereğini vurgulamak için falan söylemiyorum. aksine, tacizci ve tacevüzcü insanların ne denli zorba, ne denli gözü dönmüş, ne denli canavar ruhlu olduklarını anlatmak için yazıyorum. yaşadığımız coğrafyada, "en az" kadınlar kadar tacize ve tecavüze uğrayan erkek çocuklar var maalesef. sana ömrü boyunca tecavüze uğrayan bir erkek çocuğun hikâyesini anlatayım:

    erkek çocuk 13 yaşında. 20 yaşında bir başka erkek tarafından tecavüze uğruyor. 20 yaşındaki tecavüzcü, 13 yaşındaki çocuk hemcinsi değil karşı-cinsi olsa yine aynı şeyi yapardı. o bunu karşısındakini zayıf gördüğü için yaptı ve defalarca yaptı. bir gün kendisinden iki yaş büyük abisi tarafından 13 yaşındaki çocuğa tecavüz ederken yakalandı. abisi onu önce darp etti ve ciddi ciddi uyardı, ama tekrar aynı şeyi yaptığını görünce vicdanı daha fazla el vermedi ve doğru olanı yapıp tecavüzcü kardeşini yargıya teslim etti. doğru bir davranış yaptı, ama daha sonra bu abinin büyük bir yanlışı oldu. olayı başkalarına anlattı ve kardeşinin tecavüz ettiği 13 yaşındaki bu çocuğu ifşa etti. haber kulaktan kulağa yayılınca, tecavüze uğradığı duyulan 13 yaşındaki çocuk başka hemcinsleri tarafından defalarca tecavüze uğradı. tecavüze uğramaya devam ettiğinden, kaybolana kadar, 15 yaşında bir dağ başında cesedi bulunana kadar kimsenin haberi olmadı. bu çocuğa defalarca tecavüz edip öldürenlerin ise, aynı zamanda hayvan tecavüzcüleri olduğu ortaya çıktı. burada sana bahsettiğim et ve kemik yığınları, kadın, erkek yahut hayvan demeden zorbaca faylanmaya kendisini motive etmiş ziyan-ı beşerler.

    taciz ve tecavüz, kendisine deli gibi meşruiyet zemini arayan beter düşüncelerdir! bakın, bu öyle bir zihniyettir ki, bunun izahı mümkün değildir. ama, izahını şeytana uymakta, bahanesini mini etek giymekte, beni tahrik etti demekte arar. hâlbuki, küçük erkek çocuklarına da dadanır, hayvanlara da dadanır. bizlerse tacizi ve tacavüzü aptal bir şekilde en çok kadının kılık ve kıyafeti üzerinde sorgular dururuz. taciz ve tecavüz, kadına, erkeğe yahut hayvana, kime yapılırsa yapılsın insanlık suçudur. hayvanlara tecavüz ediliyor diye veryansın eden birini, "yahu insanlar öldürülüyor, onu bu kadar umursamıyorsun, hayvanlarla kafayı bozmuşsun" mantığında eleştirip susturmaya çalışanlar, tacizi, tecavüzü, cinsel istismarı amma isteyerek, amma istemeyerek meşrulaştırmaya çalışanlardır. hâlbuki hayvanlara tecavüz eden o manyak, yarın belki kadınlardan ve çocuklardan faydalanmaya yeltenecek yurt müdürü, sosyal hizmetler personeli, sokak magandası olacak.

    taciz, tacavüz, darp ve cinayet cüretkâr davranıp karşısındaki güçsüz görenlerin yaptığı girişimlerdir. türkiye'de kadınların maruz kaldıkları tecavüzler ve kadın cinayetleri zaman zaman ulusal basına yansıyıp büyük yankılar uyandırıyor. bunun önlenmesine yönelik yeterince zemin oluşturulamadığı hemen hepimizin malumu. çünkü hep klişe tartışmalarla bu gündemleri harcıyoruz.

    idamdan ve hadımdan bahsediyoruz genellikle. taciz ve tecavüzün önlenmesi için bu iki unsur arasında tartışıp duruyoruz. her ikisi de çözüm olabilecek ise hangisinin hukukî uygulamaya getirildiğinin bir tartışması olmamalı. zaten bunların uygulamada olduğu birçok toplumda, tecavüze uğrayan kadınların bir de üstüne yasalarca suçlu bulunup öldürülmesi var. bu uygulamalar kadın cinayetlerini azaltır mı, yoksa artırır mı muamma.

    pembe gömlek giyen erkeğe "ibne, yumuşak" gibi ifadelerle bakan zihniyetle, mini etek giyen kadına "kaşar, motor" gibi ifadelerle bakan zihniyet arasında pek bir fark yoktur. burada kullandığım pembe gömlek giymek ve mini etek giymek kavramları bile başlı başına bir klişedir zaten.

    ben ise bu yazıyı yazarken, aslında sana klişelerin bizleri ne denli yozlaştırdığını anlatmak istiyorum. türkiyedeki toplumsal cinsiyet normları göz önüne alınırsa, "çüksüz erkek" diye bir tabir kullandığımda, delikanlı olmayan erkek, erkek olmayan erkek, penisi olmayan erkek, aseksüel erkek, cinsel ilişkilerinde penisini kullanmayan yahut kullanamayan erkek gibi şeyler sıralanabilir. ama birçok kişi bu durumu "ayol diyen erkek, ibne, yumuşak" gibi ifadelerle özetler. klişedir. ayrıca toplumsal cinsiyet normlarında amiyane tabirle bu çüksüzlere "hastalıklı bireyler" olarak bakılır ve aseksüel, homoseksüel, biseksüel, vesair olup olmadığına bakılmadan genelleme yapılır, yani sadece karşı-cinsel olup olmadığına bakılır. hâlbuki homofobi hastalıktır.

    toplumsal normları penisini kullanma erkine sahip bireyleri sağlıklı, kullanma erkinde olamayan ve kullanmama yönelimindeki bireyleri "hastalıklı" gören bir toplum yapısı var. bakın, yanlış anlamayın ama, bu toplum yapısını değiştirememişseniz, hadım yasasını getirmeniz demek, tacizciyi ve tecavüzcüyü toplumun "hastalıklı" olarak baktığı bireye dönüştürmeniz demek. bu yüzden hadım mı, idam mı diye tartışmaya zaten gerek yok.

    hem tacizciye ve tecavüzcüye, hem de farklı cinsiyet kimliklerine hastalıklı bakan bir toplumda, sadece erkekler ve kadınlar arasında eşitlik sağlamak yeterli değildir. zaten dünyada kadınların hemen ardından eşitlik arayanlar translar ve eşcinseller olmuştur. transların ve homoseksüellerin senelerce hastalıklı bireyler olduğu kanıtlanmaya çalışılmış, üzerlerinde deneyler yapılmıştır. bilimsel yönden hastalıklı oldukları kanıtlanamamıştır. bunları senelerce kadın hakları çatısı altında çalışmalar yürütmüş birisi olarak söylüyorum.

    uzunca bir yazı oldu. sözlükte am, sik, göt, meme, tayt giyen kızın asıl amacı, vesair başlıkları moda iken, ben gereksiz bir insan sıfatıyla, oyun-bozan sözlükçü olarak zaten kadın hakları tarihi, kadın-erkek eşitliği, bayan, erkeklik istisnai bir durumdur fotoğraf sergisi gibi başlıklarla, kadını ve toplumsal cinsiyeti temel alan konulara değinmiştim. bu başlıkta ise hem aynı şeyleri tekrarlamamak, hem de bakış açılarını genişletmek bakımından farklı bir anlatım tarzıyla merkezine sadece kadını koymadığım bir yazı yazdım.

    4
  • Kısaca; erkek olmamak

    bizi takip edin

    omü sözlük © 2015


    birtakım şeyler: iletişim - - -